YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19788
KARAR NO : 2012/25106
KARAR TARİHİ : 26.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Hükümlü … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Hükümlü … hakkında kurulan … 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2004 gün ve 2002/507 Esas ve 2004/336 karar sayılı önceki hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere, adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hükmün ancak, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep halinde yada resen uyarlama yargılaması yapılmasının mümkün olduğu, hükümlü hakkında kurulan ilk hükmün kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanıklar … ve … hakkında kurulan ilk hükmün sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10 Ceza Dairesi’nin, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına, bozmadan hükmü temyiz etmeyen …’in yararlanmasına karar verilmiş ise de; hakkında hüküm kesinleşmiş olan …’in uyarlama yargılamasının ayrı olarak ele alınması gerekirken tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulmuş olduğu, kurulan bu ikinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, … hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, hükümlü müdafiinin konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE, hükümlü hakkında kurulan ilk hükümle ilgili uyarlamanın mahallinde yapılması için dosyanın gereği yapılmak üzere İADESİNE,
B-Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
1-Mağdura ait işyerinin kilitli kapısının küpe kilidini kırıp içeriden hırsızlık yapan sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesine uyduğu gözetilmeden aynı yasanın 142/2-d maddesine uyduğu değerlendirilerek lehe yasa değerlendirilmesinin bu madde nazara alınarak yapılması,
2-5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanıklar yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Yasanın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; sanıkların eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1, 522 ve 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143 maddesine uyan hırsızlığın yanı sıra, aynı Yasanın 116/2-4,119/1-c ve 151/1 maddelerine uyan geceleyin işyeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçunu da oluşturduğu, mala zarar verme suçunun şikayet yokluğu nedeni ile uygulanamayacağı ancak geceleyin işyeri dokunulmazlığını ihlal suçu yönünden CMK’nın 253 ve 254.maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma imkanı değerlendirilip sonucuna göre, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi zorunluluğu,
3-Özgürlüğü bağlayıcı ceza ile hükümlülüğüne karar verilen sanıklar hakkında 5237 sayılı Yasanın 53. maddesi ile uygulama yapılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, ceza süresi bakımından 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkının gözetilmesine, 26/11/2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.