Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/24834 E. 2011/8232 K. 08.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24834
KARAR NO : 2011/8232
KARAR TARİHİ : 08.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Hükümlü … hakkında Susurluk Asliye Ceza Mahkemesince 19.06.1995 tarih 1995/85 E ve 1995/115 K sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükmünün temyiz edilerek Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nce 26.09.1995 tarihinde onanmak suretiyle kesinleşmesi üzerine infaz aşamasında hükümlü tarafından 5237 sayılı Kanun’un değerlendirmesinin istenilmesi nedeniyle dosya üzerinden 5237 sayılı Kanun’un aleyhe olduğu bu nedenle önceki hükmün aynen infazına şeklinde 27.07.2005 tarihli ek kararın verildiği, bu kararın hükümlü tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nce hükümlü hakkındaki uyarlamanın duruşma açılmak suretiyle yapılması gerekçesiyle kararın bozulduğu bunun üzerine, hükümlü hakkında duruşma açılarak hükümlüye CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafii atandığı ve hükümlünün talimatla alınan ifadesinde müdafii istemediğini belirttiği ancak atanan müdafiiden habersiz şekilde hükümlü hakkındaki uyarlama davasının hükümlü müdafiinin yüzüne karşı bitirildiği, hükümlü müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 6. CD’nce 10.05.2007 tarihli en son verilen uyarlama hükmünün, hükümlüye tebliği ile sunarsa temyiz dilekçesi ya da müdafiinin temyiz talebine rıza gösterip göstermediğine ilişkin beyanının eklenerek ve ek tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iadesine karar verildiği, mahkeme tarafından kararın 14.10.2010 tarihinde bizzat hükümlünün kendisine tebliğ edilmesine rağmen dosyaya hükümlünün temyiz talebine ya da müdafiinin bu yöndeki talebine onay verdiğine ilişkin bir irade beyanını sunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurul’unun 18.03.2008 tarih 2008/9-7 E ve 2008/56 K sayılı kararında belirtildiği üzere kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu müdafiiye yapılmış bulunan tefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmaz ilkesi gereğince, hükümlüye usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen, hükümlünün temyiz dilekçesi vermediği gibi müdafiinin temyiz talebini onayladığını bildirir beyanı da olmadığından, hükümlü … müdafii tarafından yapılan temyiz itirazının, CMUK’un 317. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE, 08.12.2011 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.