Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/26480 E. 2012/2303 K. 07.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26480
KARAR NO : 2012/2303
KARAR TARİHİ : 07.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

A- Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
1- Sanık …’ın nüfus ve nüfus kaydına uygun adli sicil kaydı getirtilmeden hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK.’nun 209. maddesine aykırı davranılması,
2- Sanık …’ın, 04.07.2004 tarihinde Karaağaç İlçesi’nde askerlik yaptığını, kimliğinin başkası tarafından kullanılmış olabileceğini beyan etmesi, soruşturma sırasında beyana göre doğum tarihinin 1982 olarak tespit edilmesine rağmen ilgili nüfus idaresinden kayıt bulunmadığından gönderilmemesi, yakalama emrinin infazı sırasında üzerinden alınan nüfus cüzdan fotokopisinde doğum tarihi 04.01.1983 olduğunun anlaşılması karşısında, öncelikle sanığın suç tarihinde askerlik görevi nedeniyle silah altında olup olmadığının ilgili idareden sorularak tespiti, askerlik görevini yapmadığının belirlenmesi halinde yakalama işlemini yapan kolluk görevlileri ile yüzleştirilmesi ve soruşturma evrakında bulunan imzasının aidiyeti konusunda inceleme yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA,
B- Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- İddianamede yaşı küçük … ile sanıkların, müştekinin evinin penceresine kalas dayadıkları, … kalasın üzerinde tırmanırken …’ın kalası düşmemesi için tuttuğu, bu şekilde eylemi gerçekleştirdiklerinin iddia edilmesi karşısında, olayla ilgili soruşturma sırasında görgü ve tespitin yapılmadığı da dikkate alınarak, olay yerinde müşteki ve görgü tanığı Hasan Gelmez de hazır bulundurularak keşif yapılması, sonucuna göre eylemin sun’i vasıtalarla veya şahsi çeviklik sayesinde engeller kaldırılarak işlenip işlenmediği belirlenerek suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 61, 522 (5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143, 35, 53; 116/1-4, 119/1-c, 53) maddelerine uyan suçu oluşturup oluşturmadığı araştırılıp sonucuna göre; 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçunu oluşturan eylemleri nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
2- Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Kabule göre de;
Soruşturma evrakı içeriğinde müştekinin evinden hırsızlık yapmaya teşebbüs ettiğinden yaşı küçük … hakkında soruşturma açıldığının belirtilmesi karşısında, aynı eylem nedeniyle başka sanık hakkında açılmış dava bulunup bulunmadığı araştırılarak, açılmış ise incelenerek sonucuna göre 765 sayılı TCK’nın 492/son madde fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 07.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.