Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/27002 E. 2012/20393 K. 02.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/27002
KARAR NO : 2012/20393
KARAR TARİHİ : 02.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhkem eşyayı kırırak hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Hükümlü … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Hükümlü … hakkında kurulan 24/12/2003 gün ve 2002/402 E ve 2003/1317 sayılı hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin, hükümlü müdafiinin söz konusu kararın kendisine tebliğinden sonraki temyizinin 10/05/2007 tarihli karara karşı olduğunun anlaşılması karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.9.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm ancak, suç tarihinden sonra yürürülüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan …’e ilişkin ilk hükmün, adı geçen sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 5320 sayılı Yasa’nın 8/2 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarakiadesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan Hakan Çifgezer’in tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenle … hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, hükümlü müdafiinin konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE, 5252 sayılı Kanunun 9/3 maddesine göre, gereğinin takdiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II-Sanık … hakkında kurulan hükmün inceenmesinde;
Hükmedilen cezaların süresine göre duruşmalı incelenmesi olanaklı bulunmadığı için sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 318 ve 421. maddeleri gereğince REDDİNE,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, , toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanıklar yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı yasanın uygulanması durumunda 27/03/2002 tarihli yakalama ve zapt etme tutanağından şüphe üzerine yakalanan sanığın malların saklandığı yeri göstererek kısmi iadeyi sağlamış olduğununu anlaşılması karşısında 5237 sayılı Yasanın 168/1-4 maddesindeki indirimin uygulanıp uygulanmayacağının katılan veya vekiline sorularak tespit edildikten sonra, her iki yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 02/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.