Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/2793 E. 2012/1463 K. 30.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/2793
KARAR NO : 2012/1463
KARAR TARİHİ : 30.01.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal, ızrar
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
O Yer Cumhuriyet Savcısının 15.03.2006 tarihli temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü bozma nedenleri sadece sanığın yakınanlar …, … ve …’a yönelik hırsızlık eylemleri ile yakınan …’in evinden hırsızlık eylemi ile sınırlı olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I-Sanığın, yakınanlar … ve …’e yönelik hırsızlık eylemleri hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
05.02.2005 günü saat 20:00 sıralarında yakınan …’in evine normal pencere camını kırarak giren ve 07.02.2005 tarihine kadar kaldığı evden hırsızlık yaparak ayrılan sanığın eylemi, sadece 765 sayılı TCK’nın 492/1 maddesindeki suçu oluşturduğu halde, hırsızlığın yanında 765 sayılı TCK’nın 193/2. maddesine uyan konut dokunulmazlığını ihlal suçunu da oluşturduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı ise de, sanığın yakınan …’e yönelik eyleminin, sadece 765 sayılı TCK’nın 492/1. maddesi kapsamında kaldığı anlaşıldığından,
Sanığa yüklenen ve 765 sayılı TCK’nın 492/1. maddesine uyan hırsızlık suçlarının gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Kanunun 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık asli zamanaşımının, sanık hakkında hükümlülük kararının verildiği 14/03/2006 ile inceleme tarihleri arasında geçmiş bulunması ve bu süre içerisinde zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmamış olması,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,

II-Sanığın, yakınanlar … ve …’a yönelik hırsızlık eylemi hakkında kurulan hükmün temyiz incelenmesine gelince;
Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı kabul edilmiş,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Kanunun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1, 522. (pek hafif) maddelerinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; sanığın suç tarihinde gece vakti, yakınanlar … ve …’ın evinin mutfağının muhkem kilitli kapısını zorlayıp, açarak içeriden hırsızlık yapması şeklinde gerçekleşen eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143/1. maddesine uyan hırsızlığın yanı sıra, aynı Kanunun 116/1-4, 53 ve 151/1, 53. maddelerine uyan konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, sanığın, yakalandığında suça konu eşyalardan bir kısmını sakladığı ve bulunduğu yerleri göstermesi üzerine, kolluk görevlilerince bulunarak yakınana iade edilmiş olması, 765 sayılı TCK’nın 523/1 maddesinin uygulanabilmesi için zararın tamamının giderilmesinin aranmasına rağmen, 5237 sayılı Kanunun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin yakınanın rızasının bulunması halinde kısmi iade halinde dahi uygulama olanağının bulunması karşısında; öncelikle gerçekleşen kısmi iadeye rızasının bulunup bulunmadığı yakınanlardan sorulup, ayrıca konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçları yönünden CMK’nın 253 ve 254.maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı da değerlendirilip, sonucuna göre; 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Kanunun belirlenmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 30.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.