Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/28890 E. 2012/5597 K. 12.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/28890
KARAR NO : 2012/5597
KARAR TARİHİ : 12.03.2012

Hırsızlık suçundan sanık …’in 5237 sayıl Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-e, 143, 168. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın mükerrir olması sebebiyle cezasının anılan Kanun’un 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/03/2007 tarihli ve 2000/806 esas, 2007/87 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 01.04.2008 tarih ve 2008/18991 sayılı Kanun Yararına Bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 06.05.2008 tarih ve 2008/82290 sayılı ihbarnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fıkrasında “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” 3. fıkrasında “Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.” şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık hakkında Şişli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 1997/256 esas, 1998/860 sayılı mahkumiyet hükmü sebebiyle ve tekerrüre esas olduğu gerekçesiyle, suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezasından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Başkanlığı tarafından “Sanık savunmanının yüzüne karşı tefhim edilen hükümde, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde denilmek suretiyle yasa yolu süresinin tefhim sırasında hazır bulunan sanık müdafii açısından tebliğden itibaren başlayacağı şeklinde yanlış anlamaya neden olacak ifadelere yer verilmek suretiyle sanık müdafiinin yanıltıldığı ve kararda yasa yoluna başvurma şeklinin gösterilmediğinin anlaşılması karşısında, Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca kararın kesinleşmediği, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek Beyoğlu l. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.03.2007 tarih ve 2000/806 esas, 2007/87 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin reddine” karar verilerek, sanık müdafiine ek kararın yöntemine göre tebliğ edilip, buna ilişkin belge ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere dairesine gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilmiş olması karşısında; sanık müdafiine mahkeme kararının tebliğ edildiği, sanık müdafiinin
de dilekçesini dosya içerisine sunduğu tespit edilmesine rağmen Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının tebliğname düzenlenmediğinin anlaşılması nedeniyle esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlenerek incelenmek üzere dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 12.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.