Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/30270 E. 2012/1425 K. 30.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/30270
KARAR NO : 2012/1425
KARAR TARİHİ : 30.01.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık- yalan beyanda bulunmak suçu
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık … hakkında Hırsızlığa Teşebbüs suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde:
Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulanmamış ise de, mahkumiyetin doğal sonucu olarak infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edilmiş, sanık arkadaşı … ile birlikte yakınana ait park halindeki aracın bagaj kapı camının fitillerini sökerek suça konu eşyaları çalmaya kalkıştığının anlaşılması karşısında, eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/1. maddesinin (b) bendine uyduğu gözetilmeyerek, aynı maddenin (e) bendi ile hüküm kurulması, sonuca etkili görülmediğinden tebliğnamedeki (3) nolu bozma isteyen düşünce benimsenmemiş, sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 35. maddelerinde yer alan hırsızlığa kalkışma suçunun yanında, aynı Kanunun 151/1.maddesine uyan mala zarar verme suçunu da oluşturduğu gözetilerek, bu suçla ilgili bir uygulama yapılmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; sanık … ve müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
II- Sanık … hakkında Hırsızlığa Teşebbüs suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde:
Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14.maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulanmamış ise de, mahkumiyetin doğal sonucu olarak infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edilmiş, 5271 sayılı CMK’nın 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun ile değişik 150/3 ve 26.12.2006 tarihli Ceza Genel Kurulu’nun 2006/8-317 E. ve 2006/319 sayılı kararına göre, daha önce üst sınırı en az 5 yıl hapis cezasını gerektiren suçlarda sanık için zorunlu müdafii atanması öngörülmüş iken, değişiklikten sonra bu zorunluluk, alt sınırı 5 yıl ve daha fazla ceza gerektiren suçlardan yargılanan sanıklarla sınırlandırıldığı anlaşıldığından ve ayrıca sanık arkadaşı … ile birlikte yakınana ait park halindeki aracın bagaj kapı camının fitillerini sökerek suça konu eşyaları çalmaya kalkıştığının anlaşılması karşısında, eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/1. maddesinin (b) bendine uyduğu gözetilmeyerek, aynı maddenin (e) bendi ile hüküm kurulması, sonuca etkili görülmediğinden tebliğnamedeki (1) ve (3) nolu bozma isteyen düşünceler benimsenmemiş, sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 35. maddelerinde yer alan hırsızlığa kalkışma suçunun yanında, aynı Kanunun 151/1.maddesine uyan mala zarar verme suçunu da oluşturduğu gözetilerek, bu suçla ilgili bir uygulama yapılmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı Kanunda cezaların toplanmasına ilişkin bir düzenlenmenin bulunmadığı, her bir suç için hükmolunan cezaların birbirinden bağımsız oldukları ve ayrı ayrı infazları gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde toplanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından sanık hakkındaki ‘5275 sayılı Kanunun 99. maddesi gereğince sanığın hapis cezalarının toplanarak 1 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına’ ilişkin bölümün çıkartılması suretiyle, eleştiri dışında, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III- Sanık … hakkında Memura Yalan Beyanda Bulunmak suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince:
Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 343/2 maddesinde tanımlanan kimliği hakkında memura yalan beyanda bulunmak suçunun aynı Kanunun 102/4.maddesine göre 5 yıllık asli zamanaşımına bağlı olup, sanık hakkında hükmün verildiği 06.12.2005 tarihinden incelemenin yapıldığı tarihe kadar zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadan bu sürenin geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 30.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.