YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/32880
KARAR NO : 2012/22304
KARAR TARİHİ : 30.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Hükümlü … hakkındaki hükmün incelenmesinde;
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 günlü 2008/9-7-56 ve 13.05.2008 günlü 2008/10-101-113 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, 1412 sayılı CMUK’un 138, 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 149, 150. maddeleri uyarınca, şüpheli veya sanığın soruşturma ve kovuşturmanın her evresinde müdafii talep edebileceği gibi şüpheli veya sanık on sekiz yaşını doldurmamış yada sağır, dilsiz veya kendini savunamayacak durumda malul olursa istemi aranmaksızın müdafii atanacağı, baroca istem halinde veya Yasa gereği zorunlu olarak atanan müdafiinin görevinin hükmün kesinleşmesiyle son bulduğu, kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu müdafiine yapılan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı, bu durumda zorunlu müdafii sanığın lehine gibi görünen bazı işlemler yapmış olsa da; örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi, hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilmesi ve sanık tarafından temyiz dilekçesinin verilmesi halinde, temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiği, hükümlü hakkında verilen … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/06/2007 günlü 2005/808-2007/281 sayılı kararının hükümlünün haberdar olmadığı müdafii tarafından temyiz edilmesine, hükümlüye müdafiinin temyizine muvafakat edip etmediğini bildirmesi için yapılan tebligata rağmen hükümlünün bu konuda muvafakatini bildirmediği anlaşıldığından hükümlü … müdafiinin temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
II-Hükümlü … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre hükümlü …’in temyiz talebi yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
III-Hükümlü …’ın müşteki …’nın aracından hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
2-5237 sayılı TCK da cezaların içtimasının kabul edilmediği, 5275 sayılı Yasanın 99. maddesi uyarınca her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu, koşullu salıverilmenin tespiti yönünden infaz aşamasında toplama kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden cezaların içtimaına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına’’ ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ‘‘53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına’’ tümcesinin eklenmesi suretiyle, ve hükümlü hakkındaki cezaların içtimasına ilişkin bölümünde hüküm fıkrasından çıkartılması ile diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
IV-Hükümlü … hakkındaki müşteki …’nın dükkanından hırsızlık ve sanık …’in aracından hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın her iki müştekiye karşı eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b. maddesine uyan hırsızlık suçlarının yanı sıra yakınma bulunduğu için TCK’nın 151/1 maddesinde tanımlanan mala zarar verme suçlarını, müşteki …’ya karşı eyleminin de aynı Yasanın 116/2-4, 119/1c maddelerine uyan iş yeri dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu gözetilerek, anılan suçlar yönünden usulüne uygun şekilde uzlaşma olanağı sağlandıktan sonra ayrıca; aynı yasaya göre tekerrür hükümlerinin uygulanma koşulllarının bulunmadığı gözetilip, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak, lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-5237 sayılı TCK da cezaların içtimasının kabul edilmediği, 5275 sayılı Yasanın 99. maddesi uyarınca her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu, koşullu salıverilmenin tespiti yönünden infaz aşamasında toplama kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden cezaların içtimasına karar verilmesi,
2-5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen kararlarda kazanılmış hak olamayacağının gözetilmesine 30/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.