YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/35153
KARAR NO : 2012/23638
KARAR TARİHİ : 12.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLÜ : …
SUÇ : Hırsızlık, cürüm eşyasını almak
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın temyizi olanaklı bulunmayıp, 5271 sayılı CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca itirazı olanaklı kararlardan olması ve itiraz mercii tarafından itirazın değerlendirildiğinin anlaşılması karşısında; dosyanın incelenmeksizin mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE,
B-Hükümlü … hakkında kurulan hükmün incelemesinde,
Hükümlü … hakkında kurulan 30.12.2002 gün ve 2001/1505 Esas 2002/1007 Karar sayılı önceki hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, diğer sanıklara ilişkin ilk hükmün, sanıklar tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 5237 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için bozması ve bozmadan hükümlü …’nın da yararlandırılmasına dair kararı üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan …’nın uyarlama yargılamasının ayrı olarak ele alınması gerekirken, tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, sonraki hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Ancak ilk hükmü temyiz etmeyen hükümlü …’nın sonraki hükmü de temyiz etme hakkı bulunmadığından, kurulan bu hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenlerle, … hakkında yeniden kurulan hükme yönelik, hükümlü müdafiinin konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE, 5252 Sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, gereğinin takdiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
C-Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
Sanık hakkında yasal ve yeterli gerekçe gösterilmek suretiyle temel cezanın belirlendiğinin anlaşılması karşısında, bu hususta tebliğnamedeki bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.
Sanık …’nın çalıştığı, yakınana ait işyerinin yerini diğer sanıklara gösterdikten sonra anahtarlarını da vererek hırsızlık eylemine azmettirdiğinin anlaşılması karşısında 5237 sayılı TCK’nın 38/1. maddesi gereğince aynı yasanın 142/1-b maddesi gereğince cezalandırılması yerine; yardım ettiğinden bahisle cezasından anılan yasının 39/1. maddesi gereğince indirim yapılması ve sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’ya göre hırsızlık suçunun yanında gece vakti işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunu da oluşturduğunun gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık … müdafiinin temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
C-Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince,
Sanık … hakkındaki 30.12.2002 gün ve 2001/1505 Esas 2002/1007 Karar sayılı önceki hükmün sanık tarafından süresinde temyiz edildiği, fakat Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 27.09.2005 tarihli kararıyla bu sanık yönünden temyiz incelemesi yapılmadığının anlaşılması karşısında, diğer sanıklar yönünden kararın bozulmasından sonra bu sanık yönünden de kurulan ikinci hükmün yok hükmünde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede,
Sanıklara yüklenen hırsızlık suçunun türü ve miktarı itibarıyla 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 66/2. ve 67/4. maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımının suç tarihi olan 26.11.2001 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii, sanık … ve müdafii ile vasisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 12.11.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.