YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5602
KARAR NO : 2012/8391
KARAR TARİHİ : 09.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhkem eşyayı kırarak hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde:
Suçun geceden sayılan saat 21:00 sıralarında işlendiği anlaşılmasına rağmen, suç tarihinde 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinin yürürlükte olmadığından bahisle sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesi ile uygulama yapılmaması; hırsızlık suçunun sanık … ile arkadaşları … ve … tarafından aynı suç işleme kastı ile birden çok kez işlendiğinin oluşa uygun kabulden anlaşılması karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi ile cezasında artırım yapılmaması; sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143/1. maddesinde yer alan hırsızlık suçunun yanında, aynı Kanunun 116/2-4, 119/1-c ve 151/1.maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilerek, bu suçlarla ilgili bir uygulama yapılmaması; yine suç tarihinde 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin yürürlükte olmadığından bahisle sanık hakkında mahkumiyetin doğal sonucu olarak 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; sanık … müdafiinin temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-Sanıklar …, …, … ve …hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince:
Sanık …hakkında 5237 sayılı TCK’nın 39/1. maddesinin uygulanmaması ve 5237 sayılı TCK’nın 143/1. maddesinin uygulanması halinde belirlenecek olan ceza miktarı dikkate alındığında, hüküm tarihinden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı kabul edilerek tebliğnamedeki (3) nolu bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Yüklenen hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı bakımından, Cumhuriyet Savcısının esasa ilişkin görüşünü bildirdiği ve hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı son oturumda, 5271 sayılı CMK’nun 150/3. maddesi uyarınca sanıklar … ve …’ın müdafiileri hazır bulundurulmadan; sanıklar … ve …’a ise zorunlu müdafii atanmadan karar verilerek, aynı Kanunun 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
2-Suçun geceden sayılan saat 21:00 sıralarında işlendiği anlaşılmasına rağmen, suç tarihinde 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinin yürürlükte olmadığından bahisle sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesi ile uygulama yapılmaması,
3-Hırsızlık suçunun sanıklar … ve … ile arkadaşları … tarafından aynı suç işleme kastı ile birden çok kez işlendiğinin oluşa uygun kabulden anlaşılması karşısında; sanıklar … ve … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi ile cezalarında artırım yapılmaması,
4-Sanık …’ın, tüm dosya kapsamına ve oluşa uygun kabule göre suça doğrudan katıldığı gözetilmeden, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 37/1. maddesi yerine, 39/1. maddesi ile uygulama yapılması,
5-Sanıkların eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143/1. maddesinde yer alan hırsızlık suçunun yanında, aynı Kanunun 116/2-4, 119/1-c ve 151/1.maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilerek, bu suçlarla ilgili bir uygulama yapılmaması,
6-Sanık …’ın, 09.03.2002 günü saat 21:00 sıralarında diğer sanıklar … ve …’ın katılanın işyerinden çıkardıkları 15 top kumaşı bahçeye getirip, malları araca yüklemeden yapılan ihbar üzerine olay yerine gelen polisler tarafından yakalanmış olmasına ve ayrıca arkadaşları sanıklar …, … ve …’nın önceki tarihlerde aynı işyerinden yaptıkları hırsızlık eylemlerine katıldığına dair delil bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanığın 09.03.2002 tarihli eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığının gözetilmemesi,
7-Mahkemece 10.04.2002 tarihinde …’nin müdahilliğine karar verilmiş olması, sanık … hakkında ise 30.05.2002 tarihinde ek iddianame ile kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında; müdahil …’ye sanık … yönünden katılma talebinin olup olmadığı sorulup, sonucuna göre müdahillik ücreti alınması yerine, sanık … hakkında müdahillik kararı olmadan, sanıktan müdahil lehine vekalet ücreti alınmasına karar verilmesi,
8-Suç tarihinde 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin yürürlükte olmadığından bahisle sanıklar hakkında mahkumiyetin doğal sonucu olarak 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …müdafiileri ile sanıklar … ve …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.