YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/7129
KARAR NO : 2012/2280
KARAR TARİHİ : 07.02.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Onaysız fotokopiden oluşan bir kısım soruşturma belgelerinin hükme dayanak yapılması suretiyle kovuşturma aşamasında üzerine atılı suçu işlemediğini savunan sanığın 5271 sayılı CMK’nın 169. maddesine aykırı davranılmak suretiyle yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi,
2-Sanığın, yakınana karşı işlediği hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarını kabul etmemesi, yakınanın, 10.07.2007 günü saat 23:30 sıralarında yattığını, 11.07.2007 günü saat 07:30 sularında uyandığında balkon kapısının açık olduğunu, masanın üzerinde bulunan cüzdan, aracına ait ruhsat ve kontak anahtarının yerinde olmadığını, karşı kaldırıma park ettiği aracını kontrol ettiğinde otomobilinin çalındığını tesbit ettiğini söylemesi ve olay tarihinde de güneşin 04:26’da doğduğunun anlaşılması karşısında; öncelikle 5237 sayılı TCK’nın 6/1-e maddesine uygun olarak, eylemin gece ya da gündüz gerçekleştiği belirlenerek, sonucuna göre TCK’nın 143 ve 116/4. maddelerinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,
3- Sanığın, suç tarihinde, balkon kapısını zorlamak suretiyle yakınanın evine girerek cüzdanını ve otomobil anahtarını alıp evden ayrıldığı, elde ettiği anahtar ile müştekinin karşı kaldırımda park halinde bulunan aracını çaldığı, 08.08.2007 tarihinde aracın terk edilmiş halde bulunduğu, 16/11/2007 tarihinde de sanığın yakalandığı,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2007 tarih, 2006/195-197 sayılı kararında da belirtildiği üzere araya zaman aralığı girmeden ve fiil kesintiye uğramadan devam ettiği gözetildiğinde ayrı ayrı 142/1.b ve 142/2.d hükümlerinin uygulama yeri bulunmayıp bütün halinde tek bir hırsızlık suçunu oluşturduğu, suça vasıf verilirken eylem bütünlüğü içindeki en ağır niteliğe dayanılması icabettiğinden olayımızda sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d maddesinde düzenlenen tek bir tamamlanmış suçu oluşturduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 07.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.