Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/8559 E. 2012/3858 K. 21.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/8559
KARAR NO : 2012/3858
KARAR TARİHİ : 21.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kilitlenmek Suretiyle Muhafaza Altına Alınan Eşya Hakkında Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Mahkemece, başka suçtan, Zile M tipi Kapalı Cezaevinde hükümlü olarak bulunan sanığa duruşma gününü bildirir davetiyenin ev adresine çıkartılması, sanığın müdafii tayin edildiğinden haberi olmaksızın yapılan yargılamalar sonucunda cezalandırılmasına ilişkin 18.05.2006 tarih ve 2006/462 sayılı karar, sanık müdafiince temyiz edilmeyerek kesinleşmiş ise de, sanığın geri alınan şartlı tahliyesi nedeniyle hükümden haberdar olduğu ve 21.01.2008 tarihinde kararı temyiz ettiği,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 tarih 2008/9-7 esas ve 2008/56 karar sayılı kararında da işaret edildiği gibi müdafîsinden haberi olmayan ve temyiz süresini kaçıran sanıkların taleplerinin süresinde yapılmış bir talep olduğu kabul edilerek temyiz talebinin reddine dair Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 22.10.2008 tarih 2008/183 değişik iş ve 18.05.2006 tarih 2006/104 esas ve 2006/462 karar sayılı kararlar yok hükmünde kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;
1-Mahkemece verilen hükmün, temyiz edilip, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca lehe değerlendirme yapılması için iade edildiği, bunun üzerine sanığa çıkartılan tebligatın, “Bir başka suçtan Zile Cezaevinde hükümlü” bulunması nedeniyle iade edildiği, dosya kapsamına göre gerçekten cezaevinde olduğu anlaşılan sanığın, daha önce duruşmadan vareste tutulmak istediğine ilişkin bir beyanı olmadığı halde ve hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için duruşmaya getirilmesine gerek olmadığına ilişkin herhangi bir karar verilmeden, yokluğunda duruşmaya devamla hüküm kurularak CMK’nun 196. maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması,
2-Sanığın, haklarında verilen hüküm kesinleşen diğer sanıklar … ve … ile birlikte yakınanın müdürü olduğu İlköğretim ilkokulunun pencere asma kilidini kesmek suretiyle içeriye girdikleri ve kapıları kırarak, okula ait eşyaları aldıklarının anlaşılması karşısında, sanık hakkında, suç tarihine göre, 765 sayılı TCK.’nun lehe kabulü ile 493/1, 522. maddeleri ile uygulama yapıldığı halde sanık hakkında 5237 sayılı Kanunda ikiden fazla kişiden olmaları ağırlatıcı neden yapılmadığından 493/1-son maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi suretiyle karma uygulama yapılması,
3-5252 sayılı yasanın 9/3 maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün, önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunması gerektiğinin ve 5237 sayılı TCY’nın 142/1.a maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/1 maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanığın eyleminin, 142/1.a maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun yanında suç tarihi itibariyle şikayete bağlı 116/2-4, 119/l.c maddesine uyan geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma ve 152/1.a maddesine uyan kamu malına zarar verme suçlarını da oluşturduğunun gözetilerek, anılan mala zarar verme suçu ve konut dokunulmazlığının ihlali yönünden uzlaşma olanağı sağlandıktan sonra, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
4-765 sayılı TCK’nun 81. maddesi kapsamında, sanığın mükerrir olup olmadığının araştırılarak, aynı suçtan mükerrir olduğu anlaşılır ise, aynı kanunun 522. maddesinin de sanık lehine uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1 .maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 21.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.