YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/9445
KARAR NO : 2012/8267
KARAR TARİHİ : 05.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kilitlenmek suretiyle muhafaza edilen eşya hakkında hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın, Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2005 infaz tarihli 2002/806 E. ve 2004/85 sayılı Karar ile tekerrüre esas hırsızlık suçundan eski hükümlülüğü bulunduğu ve koşulları oluştuğu halde, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması, sanığın 05.01.2006 tarihli duruşmadaki savunmasında suçu saat 05.30 sıralarında işlediğini söylemesi, suç tarihinde güneşin saat 06.51’de doğduğunun belirlenmesi karşısında, suçun geceden sayılan zaman diliminde işlendiğinin sübuta erdiği halde 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinin uygulanmayarak sanık hakkında eksik ceza tayini, suç tarihinde otoda bulunan 10,00 TL değerindeki teyp kasasını alması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesine yanlış anlam verilerek ve dosya kapsamına göre, sanığın çaldığı oto teybi kasasını evine götürüp bıraktıktan sonra dövdüğü eşinin kızmasıyla onun bulunmadığı esnada polise ihbarda bulunmasıyla suça konu eşyanın elde edildiğinin anlaşılması karşısında; olayda 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinde öngörülen rızai iade koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, anılan maddelerle ile cezadan indirim yapılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Hırsızlık suçundan sabıkası olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca verilen kısa süreli hapis cezasının aynı maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlarından birisine çevrilmesi olanağının bulunmaması ve Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008, 6-47/43 ve 23.03.2004, 41/70 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; sanık hakkında somut olayda uygulama yeri olmayan 5237 sayılı TCK’nın 145. ve 168/1. maddelerinin yerel mahkemece uygulanmış olması sebebiyle, sonuç cezanın 3 ay 10 gün hapis olarak belirlenmesi, 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinde düzenlenen kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımların uygulanabilirlik sınırları içerisine girmiş ise de; sanığın sabit kabul edilen eyleminin asıl cezası 3 ay 10 gün olmayıp, mahkemenin kararında gösterdiği oran uygulansa bile sonuç ceza 20 ay hapis olarak bulunacağından ve aksi hal sanığın; önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, sanığa daha önce bir kez tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacağından, hükmolunması gereken ceza miktarı itibariyle, 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinde düzenlenen kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara çevrilmesine olanak bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı Yasanın 53/3. maddesi göz ardı edilerek, 53/1-c bendinde belirtilen haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘TCK 53. maddesinin” uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ‘‘53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına’’ kelimelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.04.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.