Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2012/10519 E. 2013/20470 K. 26.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10519
KARAR NO : 2013/20470
KARAR TARİHİ : 26.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozmak, mala zarar vermek
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Sanık … hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Kasten işlemiş olduğu suçlardan dolayı hapis cezalarıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c bendinde belirtilen haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca hapis cezalarının infazları tamamlanıncaya kadar yalnızca, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezalarından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’Un 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarından 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkarılarak, yerlerine ” 53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin ayrı ayrı eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B-Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümler ile sanık … hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
1-Sanıklar … ve …’un aşamalarda üzerlerine atılı suçları kabul etmemeleri, katılan … ve mağdur …’ın ikametlerinden hırsızlık olaylarına ilişkin adı geçen sanıkları belirlemeye yönelik maddi bulguya rastlanmamasına karşın, sanıklardan …’un çalıntı eşya satılacağı ihbarını alan kolluk görevlilerini görünce kaçması, sanık …’ın kollukta müdafi huzurunda alınan beyanında sanık …’ın altınları çaldığını ve satmak istediğini, kendisinden satış konusunda yardım istemesi üzerine, sanıkların birlikte kuyumcuya giderek suça konu altınları satmaya çalışmaları gözetildiğinde, sanıkların suç eşyasının satılması veya kabul edilmesi suçundan mahkumiyetleri yerine suç vasfında yanılgı ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
2-Sanıklar … ve Yaşar Argun’un katılanlara ait evlere girdiklerine dair delil bulunmaması karşısında, sanık …’ın katılanlara yönelik olarak konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından dolayı sanık hakkında TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre,
a-Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 13.09.2008 ve 25.09.2008 yerine, sadece 13.09.2008 olarak eksik yazılması,
b- Kasten işlemiş oldukları suçlardan dolayı hapis cezalarıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c bendinde belirtilen haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca hapis cezalarının infazları tamamlanıncaya kadar yalnızca, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezalarından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …’un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 26.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.