YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15631
KARAR NO : 2013/26090
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanıkların katılana ait aracı ittirmek suretiyle 2 km götürdükten sonra çalıştırmamaları üzerine aracı yol kenarına terk ederek, aracın teyp ve hopörlerlerini çaldıkları, şüphe üzerine yakalandıklarında suçlarını ikrar edip çaldıkları teyp ve hopörleri sakladıkları yeri göstererek müştekiye eşyaların iadesini sağladıkları, ancak çalınmaya teşebbüs edilen aracın kolluk görevlilerince bulunarak müştekiye teslimin sağlandığı ve müştekinin 24/03/2009 tarihli celsedeki kısmi iadeye rızasının bulunmadığını belirtmesi karşısında; tebliğnamedeki (2) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanıkların eylemlerinin kül halinde tamamlanmış oto hırsızlığı suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında, bu durumun 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi gereğince suç kastının yoğunluğu gözetilerek temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerekmesine rağmen, söz konusu fiillerin iki ayrı suç olarak kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanıkların, müştekinin aracının kilitli olan kapılarını açıp düz kontak yapmak suretiyle çalıştırarak çalmak istedikleri, aracın çalışmaması üzerine aracın teybini ve hoparlörünü sökmek suretiyle hırsızlık eylemini gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında; hırsızlığın, aracın mülkiyetine yönelik olup hırsızlık suçu dışında ayrıca mala zarar vermeden hüküm kurulamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun yalnızca kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 24.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.