Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2012/20919 E. 2013/31016 K. 31.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20919
KARAR NO : 2013/31016
KARAR TARİHİ : 31.10.2013

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Olay tarihinde mümzi tanıklar polis memurlarınca önceden işlemiş oldukları suçlar nedeniyle tanınan … Kalekentli’nin yanında sanık … ve temyize gelmeyen sanık … ile açık kimliği tespit edilemeyen bir erkek şahıs ile birlikte otobüs durağına gittiklerinin görülmesi üzerine takibe alındıkları, …’ın durakta bekleyen ve kimliği tespiet edilemeyen mağdur bir bayanın omzundaki çantayı kurcalamaya başlaması üzerine sanık ve diğer kişilerce …’ın etrafına ellerini kaldırarak perdeleme yapıldığı ve …’ın çaldığı cep telefonunu kimliği tespit edilemeyen erkek şahsa verdiği ve bu şahsın kaçtığı, sanık … ve diğerlerinin polislerce yakalandığı ve bu hususların olay yakalama ve muhafaza altına alma tutanağına bağlandığı, tutanak mümzilerinin kollukta tanık olarak ifadelerine başvurulduğu ve tüm bu olayları ifadelerinde de belirtip mahkemede de bu ifadelerini ve tutanak içeriğini doğruladıklarını belirtmeleri ve soruşturma aşamasında müracaat bulunmadığına dair tutanağın olması karşısında tebliğnamede ki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemekle yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 2/1. maddesinin 2. cümlesi uyarınca, “Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.”
Aynı Kanun’un 31. maddesi uyarınca, fiili işlediği sırada 12 yaşından küçük olan ya da 12 – 15 yaş grubunda olup ta işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmeyen kişilerin(çocukların) cezai sorumluluğu yoktur. Ancak, bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca, “Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.”
Aynı Kanun’un 5. maddesinin başlığı ise; “koruyucu ve destekleyici tedbirler”dir.
Yukarıda özetlenen âmir hükümler gözetilmeyerek, cezaî sorumluluğu bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5/1-a-b. maddesi uyarınca danışmanlık ve eğitim tedbirine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından suça sürüklenen çocuk hakkındaki ‘5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 5. maddesi uyarınca danışmanlık ve eğitim tedbiri uygulanmasına’ ilişkin bölümün çıkartılması suretiyle, eleştiri dışında, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31/10/2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.