YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/24543
KARAR NO : 2013/39521
KARAR TARİHİ : 16.12.2013
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuğun eyleminin TCK’nın 142/1-e maddesi kapsamında kaldığı halde aynı maddenin (a) bendiyle uygulama yapılması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay CGK’nın 26.03.2013 günlü, 2012/6-1232 esas ve 2013/106 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, çalınan malın 3. kişiye satılması halinde; 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin uygulanabilmesi için hırsızlık suçunun failinin, sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın, hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının yetmeyeceği, failin bizzat pişmanlık göstererek, satın alan iyi niyetli ise; sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlaması yanında aynen geri verme veya tazmin suretiyle satın alanın zararını da gidermesi, kötü niyetliyse; satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati, kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesinin gerektiği;
Somut olayda, hırsızlık suçunun faili olan suça sürüklenen çocuğun, diğer suça sürüklenen çocuk … ile birlikte suça konu bakır boruları sattıkları … Yıldırım’ı kolluk görevlilerine bildirerek çalınan malzemelerin bir kısmının kolluk tarafından muhafaza altına alınıp katılan kuruma iadesini sağladıkları anlaşılmış ise de; satın alanın zararını aynen iade ya da tazmin yoluyla gidermedikleri ya da satın alandan elde ettikleri parayı kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmedikleri gözetildiğinde suça sürüklenen çocuk hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 11/1. maddesi gereğince, aynı Yasanın 5. maddesinde öngörülen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden; somut olayda ceza sorumluluğu olan ve hakkında mahkumiyet kararı kurulan suça sürüklenen çocuk hakkında anılan Yasanın 5. maddesinin 1.fıkrasının (a) ve (d) bentlerinde yazılı tedbirlere hükmedilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarından suça sürüklenen çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 5.maddesinin 1.fıkrasının (a) ve (d) bentlerinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.