Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2013/10567 E. 2013/37043 K. 27.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10567
KARAR NO : 2013/37043
KARAR TARİHİ : 27.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma ve mühür bozma
HÜKÜM : Ceza tayinine yer olmadığına, mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık hakkında elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.03.2012 gün, 415-92 sayılı kararında da açıklandığı gibi, 5271 sayılı CMK’nın 327. maddesinin birinci fıkrası; “Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkum edilir” şeklinde düzenlemeye yer vermiş olup, maddenin gerekçesinde ise ”sanığın kendi kusuruyla sebep olduğu giderler” kavramı ile “hakkında kamu davası açılmış olan kişi savsama ve kusuruyla bilirkişi veya tanıkların dinleneceği veya yüzleştirme yapılacak duruşmaya katılmaması ve bu işlemlerin yenilenmesinin gerekmesi, kendisini suçlama gibi nedenlerden kaynaklanan” giderlerin anlaşılması gerektiği açıklanmıştır. Somut olayda ise, dosya kapsamına göre sanığın kusurundan kaynaklanan bir gider bulunmadığından, elektrik enerjisi hırsızlığı suçundan açılmış kamu davasında yargılama giderlerinin hazine hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, 6352 sayılı Yasanın Geçici 2/2 ve CMK’nın 234/4-a maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanığın katılan lehine vekalet ücreti ile yargılama giderlerini ödemesine karar verilmesi ve 6352 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilen kararların 6352 sayılı Yasanın 84. maddesi ile 5237 sayılı TCK’ nın 168. maddesine eklenen 5. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünden sanığın kaç kez yararlandığının denetlenmesine olanak sağlayan ve 6352 sayılı Yasanın 103. maddesi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 6. maddesine eklenen 2. fıkra kapsamında adli sicile kaydedilmesi gereken kararlardan olmadığı gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK’ nun 321. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan hüküm fıkrasından; ”Kararın Adli Sicil Kanununun 6/2.maddesi uyarınca Adli Sicilde mahsus sisteme kaydedilmesi için karar kesinleştiğinde bir örneğinin Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmek üzere Sarız C.Başsavcılığına tevdiine” ve ”İade öncesi yapılan ve CMK 327/1 maddesi gereğince sanığın kusurlu davranışından ileri geldiği anlaşılan 20 TL davetiye, 7,00 TL talimat gideri, 3,55 TL posta ve 255,00 TL keşif ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 285,55 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına” dair bölümlerin çıkartılarak ”Yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi sureti ile hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık hakkında mühür bozma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
6352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade kararı sadece elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümle ilgili olup, mühür bozma suçundan kurulan ilk hüküm ve bu hükme karşı yapılan temyiz başvuruları geçerli olduğundan katılan kurum vekilinin; mühür bozma suçundan 06/10/2010 tarih, 2009/104 esas ve 2010/61 karar sayılı hükme yönelik temyiz talebinin incelemesinde,
Katılan kurumun 02.02.2010. tarihli yazısında, sayacın mühürlü olduğu ancak mühürleme tutanağının bulunmadığının bildirilmesi, hükme esas alınan 04.04.2003 tarihli sayaç takma emrinde de sayacın mühürlendiğine dair bir bilgi bulunmadığının anlaşılması karşısında; tutanağa konu sayacın suç tarihinden önce kurum mührüyle mühürlendiğine dair sayaç ve mühür numarası ile mühürleme tarihini içeren herhangi bir belge bulunmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 27.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.