YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14070
KARAR NO : 2014/9716
KARAR TARİHİ : 18.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, işyeri dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1-Sanıklar … ve … ile suça sürüklenen çocuk … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre; 21/07/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 3-B maddesiyle değişik 1412 sayılı CMUK’un 305/1. maddesi gereğince hüküm tarihine göre temyizi olanaklı olmadığından sanıklar … ve … ile suça sürüklenen çocuk … müdafiilerinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
2-Sanık … hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal ve hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; atılı suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Hırsızlık suçundan neticeten hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, 5237 sayılı TCK’nın 49/2. maddesi uyarınca kısa süreli olmadığı ve aynı yasanın 53/4. maddesi gereğince “kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olan kişiler hakkında aynı maddenin 1. fıkra hükmünün uygulanamayacağı” öngörüldüğünden, bu haliyle uzun süreli hapis cezası ertelenenler hakkında, TCK 53/1-c maddesindeki haklar dışında diğer haklardan yoksun kılınma kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca, birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1412 Sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hırsızlık suçu yönünden kurulan hüküm fıkrasına ” 5237 sayılı TCK nın 53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi ile hüküm fıkrasından yargılama giderleri ile ilgili bölüm silinerek yerine” 26.05 TL yargılama giderinin sanıklardan eşit olarak tahsiline” ibaresi eklenmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanık … ile suça sürüklenen çocuk … hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal ve hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Suça sürüklenen çocuk … hakkında atılı suçlardan açılan kamu davasının 6.3.2009 tarih 2009/109 karar sayılı karar ile yaşı büyük sanıkların yargılamaları ile birleştirilmesine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi hâlinde, 5395 sayılı Yasa’nın 17/3. maddesi gereğince davaların birlikte yürütülmesinde mahkemelerin uygun bulması şartıyla yargılamanın her aşamasında birleştirme kararı verilebileceği, birleştirilen davaların genel mahkemelerde görüleceği, 5271 sayılı CMK’nın 185. maddesine uyarınca onsekiz yaşını doldurmamış sanıkların duruşmalarının kapalı yapılacağı ve hükmün de kapalı duruşmada açıklanacağı anlaşılmakla, karar oturumunun da dahil olduğu 9.4.2009, 12.5.2009 ve 30.7.2009 tarihli oturumların kapalı yerine açık yapılması hükmün dahi açık oturumda tefhim edilmesi giderilmesi ve tekrarlanması olanağı bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosya kapsamı ve oluşa göre; sanığın, 11.2.2009 günü müştekinin oto malzemeleri alım-satım, hurda işyerine giderek, kamyoneti için mazot pompası sorduğu, müştekinin 250 TL değerinde olduğunu söylemesi üzerine sanığın pahalı bularak, malzemeyi almadan işyerinden ayrıldığı, aynı gün akşam 20.00 sıralarında müştekinin işyerini kapatarak istirahate ayrıldığı, ertesi gün sabah saatlerinde işyerine geldiğinde cam ve demir korkuluğun kırılmak suretiyle içeri girildiğini ve işyerinden yalnızca bir gün önce sanık tarafından sorulan dizel kamyonete ait mazot pompasının çalındığını tespit ettiği, müştekinin kendi imkanları ölçüsünde ilçede faaliyet gösteren oto tamir atölyelerini arayarak, şüphelenmekte olduğu sanığı, tanık…’e ait işyerinde, kendisine aidiyetini teşhis ettiği pompayı aracına takılı halde yakaladığının ve yakalandığı esnada sanığın yanında diğer sanık … ve suça sürüklenen çocuk …’nun da bulunduğu, tanık
…’in suça konu pompayı, suç tarihi olan 12.2.2009 günü sabahleyin sanık … tarafından getirildiğini söylediği, aynı sanığın damadı ve oğlu olan diğer sanık ve suça sürüklenen çocuğun yakalama sırasında oto tamir atölyesinde bulunmalarının tek başına atılı suçları işlediklerine dair delil teşkil etmediği ve aşamalardaki beyanlarında atılı suçları kabul etmediklerinin anlaşılması karşısında, sanık … ve suça sürüklenen çocuk …’nun mahkumiyetlerine yeter derecede kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek “şüpheden sanık yararlanır” evrensel ceza hukuku prensibi uyarınca beraatleri yerine yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ile suça sürüklenen çocuk … müdafiilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 18.3.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.