Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2013/16296 E. 2013/23467 K. 09.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16296
KARAR NO : 2013/23467
KARAR TARİHİ : 09.09.2013

Kendi eylemi sonucu yaralama suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/06/2012 tarihli ve 2012/50374 soruşturma, 2012/24237 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/08/2012 tarihli ve 2012/1942 değişik iş sayılı kararını kapsayana karşı, Adalet Bakanlığı’nın 19.10.2012 gün ve 2012/16099/59761 sayılı kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2012 tarih ve 2012/276824 sayılı ihbarnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE:
Dosya kapsamına göre, müşteki …’nin 16/05/2012 tarihinde… Polis Merkezi Amirliğinde vermiş olduğu ifadesinde şüpheli … hırsızlık amacıyla işyerindeki çatıya tırmandığını ve buradan düşerek yaralandığını, …’nın ona yardım ettiğini iddia etmesi karşısında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca bu konuda herhangi bir soruşturma yapılmaksızın sadece …’ın yaralanma eyleminden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/1 1/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini hiç yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
“Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı” incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile;
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04.06.2012 tarihli ve 2012/50374 soruşturma, 2012/24237 sayılı kavuşturmaya yer olmadığı hususundaki itirazın reddine
ilişkin Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.08.2012 tarih ve 2012/1942 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasanın 309/4-b maddesi gözetilerek müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalli mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.