Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2013/23989 E. 2013/28855 K. 10.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/23989
KARAR NO : 2013/28855
KARAR TARİHİ : 10.10.2013

Hırsızlık suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/31 esas, 2006/37 sayılı kararı tekerrüre esas olması sebebiyle sanığın cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına dair Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesinin 26/03/2013 tarihli ve 2012/202 esas, 2013/87 sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığının 25.06.2013 gün ve 2013/10610/40966 sayılı kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.07.2013 tarih ve 2013/237989 sayılı ihbarnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Dosya kapsamına göre; sanığın üzerine atılı suçtan dolayı hakkında verilen 1 yıl 6 ay hapis cezasının, Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/31 esas, 2006/37 sayılı kararı ile verilen ve 12/03/2007 tarihinde kesinleşen 03/12/2007 infaz tarihli 8 ay 7 gün hapis cezasının olduğundan bahisle 5237 sayılı Kanun’un 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Kanun’un 58/2-b maddesindeki “Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, hapis cezasının infaz tarihi ile sonraki suçun işlendiği 25/06/2012 tarihleri arasında 3 yıllık sürenin geçtiği gözetilmeksizin sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına yönelik karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık suçlamayı kabul etmemiş ise de, savcılıkta, vicdanının elvermemesi sebebiyle telefonun sahibine iade edilmesi için savcılığa başvurduğunu, söz konusu telefonun sahibine iade edilmesini istediğini söyleyerek pişmanlığını dile getirmesi,; mağdur ……’in yine savcılıkta, sanığın telefonu savcılığa teslim ettiği gün, motorlu bıçkı ve parayı da babasına teslim ettiğini, şahsın çok pişman gözüktüğünü, tanık … …’in aynı yerde, sanığın çalmış olduğu 5300 TL paranın 5000 TL’sını, telefonu ve motorlu testereyi getirdiğini, telefonu savcılığa teslim etmesini isteyip, para ve motorlu testereyi kendisinin aldığını söylemeleri ve mağdur ile tanığın duruşmada da aynı beyanlarını tekrarlamaları, ayrıca mağdurun zararının olmadığını söylemiş olması ile birlikte Ceza Genel Kurulu’nun 27.10.2009 gün ve 6/132-251 sayılı kararı ile aynı yöndeki diğer kararları da dikkate alındığında, sanık hakkında TCK’nun 168. maddesinin uygulanması bakımından kanun yararına gelinip gelinmeyeceğinin bildirilmesi açısından dosyanın İADESİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 10/10/2013 günü oybirliği ile karar verildi.