YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/34362
KARAR NO : 2014/21021
KARAR TARİHİ : 12.06.2014
Tebliğname No : 2 – 2012/245021
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ceza Mahkemesi
(Kapanan Sultanbeyli 1. Asliye Ceza Mahkemesi)
TARİHİ : 28/02/2012
NUMARASI : 2009/1343 (E) ve 2012/274 (K)
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık Ş.. D.. hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
UYAP sistemindeki nüfus kayıt örneğine göre sanığın hükümden sonra 07.05.2012 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. ve TCK’nın 64/1. maddeleri uyarınca sanığın öldüğünün anlaşılması hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde zorunlululuk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık Ş.. D..’in temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA,
II-Sanık A.. B.. hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Sanığın katılanın zararını gidermediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan incelemede;
Suçun tanımında seçenek yaptırım öngörülmüş olup mahkemece hapis cezasına hükmedildiğinin anlaşılması karşısında, cezanın TCK’nın 50/2. maddesi gereğince artık adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, sanıklardan müteselsilen alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık A.. B.. müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından yargılama giderlerinin müteselsilen alınmasına ilişkin bölümün çıkarılarak, yerine ”sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı; ortak yargılama giderlerinden de eşit olarak sorumlu tutulmalarına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-Sanık A.. B.. hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarına ilişkin kurulan hükümler ile sanıklar M.. A.., A.. Ş.. ve E.. Ş.. (eşya müsaderesi) hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Sanık E.. Ş.. hakkında hırsızlık suçundan dolayı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olup, Sultanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11.05.2010 tarih ve 2010/1589 Esas numaralı iddianamesi ile sadece trafikte adına kayıtlı olan ve suçta kullanılan ..plakalı aracın 5237 sayılı TCK’nın 54. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece de, aracın müsaderesi dışında herhangi bir karar verilmediğinin anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen (1) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
25.05.2009 tarihli CD inceleme ve teşhis tutanağı, sanıklar A.. B.. ile Ş.. D..’in aşamalardaki savunmaları, haklarında suç eşyasının kabul edilmesi suçundan beraat kararı verilen ve sanıklar M.. A.. ile A.. Ş..’ya suç isnadında bulunmaları için bir neden bulunmayan K.. E.., M.. E.. ve M.. S..’nun anlatımları karşısında, sanıklar M.. A.. ile A.. Ş..’nın üzerlerine atılı suçları işlediği anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma isteyen (2) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Suçta kullanılan .. plaka sayılı aracın 21.05.2009 tarihinde saat 23:16 sıralarında olay yerine yakın mesafede görülmüş olmasına karşın, yargılamaya konu eylemlerin hangi saatte işlendiği belirlenmediği gibi, Anafen isimli dershanenin kamera kaydına yansıyan görüntülerde 22.05.2009 tarihinde saat 05:32’de iki şahsın olduğu, 05:36’da önce şüpheli bir kişinin sırtında çuval ile çıktığının görülmesinden sonra, arkasından da diğer iki şahsın çıktığı, şüpheli şahısların 05:37 sıralarında plakası tam olarak belirlenemeyen beyaz renkli Kartal marka araca binerek gittiklerinin tespit edilmiş olması ile suçlamaları inkar eden sanıklar A.. B.., M.. A.. ile A.. Ş..’nın eylem saati konusunda net bir açıklamada bulunmadıkları ve katılanın bildirdiği zaman aralığı içerisinde gündüz vaktine rastlayan zaman dilimimin de yer alması karşısında; öncelikle kamera görüntülerinden yola çıkılarak şüpheli durumun anılan sanıklar lehine değerlendirilmesi suretiyle eylemin gece ya da gündüz vaktine rastlayan zaman dilimlerinden hangisinde işlendiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilip, sonucuna göre hırsızlık suçundan dolayı TCK’nın 143., işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan ise TCK’nın 116/4 maddesinin uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesi gerekirken, eylemin gece işlendiğine dair bilgiye nasıl ulaşıldığı karar yerinde denetime olanak sağlayacak şekilde açıklanmadan, hırsızlık suçundan dolayı TCK’nın 143. maddesindeki artırım hükümleri ile işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan dolayı TCK’nın 116/4 maddesindeki artırım hükümlerinin uygulanması,
2-Suçta kullanılan .. plaka sayılı aracın kayden maliki olan sanık E.. Ş..’nın, suça konu aracı bilerek suçta kullanılmak üzere verdiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak sağlayacak şekilde açıklanmadan, suçta kullanılan aracın müsaderesine karar verilmesi,
3-Hırsızlık suçuna konu eşyaların ve paranın önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin düşünülmemesi,
4-Sultanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 03.08.2009 tarih ve 2009/3661 Esas numaralı iddianamesinde sanıklardan A.. B.. hakkında 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinin uygulanması istenmediği halde, 5271 sayılı CMK’nın 226/1. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
5-Sanıklar A.. B.., M.. A.. ile A.. Ş.. hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçu nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 116/4. maddesi gereğince tayin edilen 1 yıl hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında, öncelikle bu cezanın 365 gün adli para cezasına çevrilerek, bir gün karşılığı 20,00 TL ile çarpılması sonucunda 7.300,00 TL adli para cezasına hükmedilmesi yerine, TCK’nın 61/6. maddesine aykırı olarak 7.200,00 TL adli para cezasına karar verilmesi sureti ile eksik ceza tayin edilmesi,
6-İşyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan dolayı 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesi uyarınca artırım yapılmaması,
7-Mala zarar verme suçunun tanımında seçenek yaptırım öngörülmüş olup mahkemece hapis cezasına hükmedildiğinin anlaşılması karşısında, cezanın TCK’nın 50/2. maddesi gereğince artık adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi,
8-Kasten işlemiş oldukları hırsızlık suçundan hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanıklar A.. B.., M.. A.. ile A.. Ş..’nın 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin “c” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, yalnızca kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
9-Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, sanıklardan müteselsilen alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar A.. B.., M.. A.., A.. Ş.. ile E.. Ş.. müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza bakımından sanıklar A.. B.., M.. A.. ile A.. Ş..’nın kazanılmış haklarının gözetilmesine, 12.06.2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.