YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/10791
KARAR NO : 2015/4792
KARAR TARİHİ : 17.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, hırsızlığa teşebbüs, resmi evrakta sahtecilik, mala zarar verme, iftira
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK nın 61. maddesinde “Hâkim, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suçun konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.” hükmü amirdir. İlgili suça ait Kanun maddesinde gösterilen iki sınır arasında temel cezanın belirlenmesi yetkisi mahkemenin takdirine bağlı olmakla birlikte, mahkemece, bu takdir hakkı kullanılırken, TCK.nun 61 maddesinin 1 fıkrasında belirtilen hususların göz önünde tutulması ile temel cezanın belirlenmesine esas alınan değerlendirme ve ölçütlerin dosya içeriğine uygun düşmesi ve Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde açık ve gerekçeli olması gerekir.
Dosya kapsamına göre, sanıkların olay günü gece saat 23.30 sıralarında, müşteki …’in marketinden hırsızlık yapmaya karar verdikleri, olay mahalline geldikleri aracı yakalatmamak için birkaç sokak ileride park halinde bulunan müşteki …’ya ait aracın plakalarını çalarak, kendi araçlarına taktıkları ve müşteki …..’in işyeri kapı kilidini demir makas ile kestikleri sırada, ihbar üzerine olay yerine gelen ekiplerce yakalandıklarının anlaşılması karşısında, mahkemece sanıklar hakkında atılı diğer suçlar yanında, müşteki …..’ya yönelik hırsızlık suçundan da hüküm kurulurken “suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, failin güttüğü amaç ve saik, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı ve sanıkların suç kastının yoğunluğu” gerekçeleri ile alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle temel ceza belirlenmesinde, yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı ve alt sınırdan uzaklaşma gerekçelerinin adalet duygusuna uygun ve tatmin edici bulunduğu kabul edilmekle bu yönde bozma talep eden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; atılı suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Bu dava sebebiyle yapılan toplamda 36,35 TL davetiye giderinden her bir sanığın sarfına neden olduğu 12,11 TL davetiye giderinin 6352 sayılı yasanın 100. maddesi ile CMK’nın 324. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle gereğince, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan az olduğunun ve bu nedenle sanıklara yargılama gideri olarak yükletilmeyeceğinin değerlendirilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ile sanıklar … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından yargılama gideri ile ilgili bölüm çıkarılarak yerine ”bu dava sebebiyle yapılan ve her bir sanığın sarfına neden olduğu 12,11 TL yargılama giderinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan az olması nedeniyle 5271 sayılı CMK.nun 324/4. maddesi uyarınca Devlet Hazinesine yüklenmesine” ibaresi eklenmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.