Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2014/13400 E. 2014/32377 K. 18.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13400
KARAR NO : 2014/32377
KARAR TARİHİ : 18.11.2014

Tebliğname No : 2 – 2013/59606
MAHKEMESİ : İzmir 1. Çocuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/12/2012
NUMARASI : 2012/200 (E) ve 2012/1033 (K)
SUÇ : Hırsızlık

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1- Hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı 18.12.2012 tarihli oturumda, suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını bitirmiş olduğu gözetilmeden, yargılamanın açık yerine kapalı yapılması ve hükmün de gizli açıklanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 182/1 ve 185/1. maddelerine aykırı davranılması,
2- 5271 sayılı CMK’nın 7 ve 191. maddelerine aykırı olarak, görevli Çocuk Mahkemesince suça sürüklenen çocuğun savunması alınmadan, yakalama emrinin İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesince 13.10.2012 tarihinde yerine getirilmesi sırasında tespit edilen savunmasıyla yetinilerek yargılamaya devam edilip hüküm verilmesi,
3- Kabule göre de;
a- Suça sürüklenen çocuğun, müştekilerin daire kapıları önündeki ayakkabıları çaldıktan sonra apartmandan çıkıp uzaklaşırken, kesintisiz izleme olmaksızın yakalandıklarının anlaşılması karşısında, suçun tamamlandığı gözetilmeden teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü ile yazılı biçimde hüküm kurulması,
b- 5237 sayılı TCK’nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, cezanın temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK’nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir.
 Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, “…daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” görüşünün, TCK’nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır.
 TCK’nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır.
 TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır.
 Somut olayda ise; müşteki H.. A..’nun dairesinin önünden 20-30 TL değerindeki ayakkabıyı çalan suça sürüklenen çocuğa suçun işleniş şekli ve özellikleri itibariyle ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle TCK’nın 145. maddesi gereğince verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c- 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuğa ve müdafiine ek savunma hakkı tanınmadan iddianamede yer verilmeyen 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c. maddesinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk M.. B.. müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen isteme aykırı kısmen de isteme uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 18.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.