YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13970
KARAR NO : 2014/35755
KARAR TARİHİ : 15.12.2014
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Suça sürüklenen çocuk … hakkında katılan … ve mağdur …’e yönelik mala zarar verme suçlarndan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelemesinde:
Mala zarar verme suçundan dolayı doğrudan tayin edilen 1.600 TL adli para cezasına ilişkin hükmün, 5237 sayılı TCK’nın 50/5. maddesinde öngörülen düzenlemeye ve 14/04/2011 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26 maddesi ile 5320 sayılı kanuna eklenen ek 2. madde uyarınca, doğrudan verilen 3.000. TL’ye kadar olan adli para cezalarından ibaret mahkumiyet hükümleri kesin olup, cezanın türü ve miktarı itibariyle hükmün temyizi mümkün bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz talebinin tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II-Suça sürüklenen çocuk … hakkında katılan … ve mağdur …’e yönelik hırsızlığa teşebbüs ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelemesinde:
Fiili işlediği sırada 15-18 yaş aralığında olan suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 58/5. maddesi gereği tekerrür hükümleri uygulanamayacağı anlaşılmakla tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, 15.12.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Olay tarihinde yaşı büyük sanık Hakan ile suça sürüklenen çocuk …’in hırsızlık amacıyla müştekilerin ikamet ettiği aynı apartmanda ki D 18 bloka geldikleri, önce müşteki …’a ait 32 nolu dairenin dış kapı kilidinin orta göbek aynasının vidasını söktükleri ancak içeriye giremedikleri, daha sonra da müşteki …’e ait 29 nolu dairenin kapısını açmak için zorlamaları üzerine müştekinin sesi duyması sonucu binadan kaçtıkları olayda sanıkların başlangıçtan itibaren hırsızlık kastı ile hareket ederek apartmanın ortak alanına girmek suretiyle bir kez tamamlanmış konut dokunulmazlığını ihlal suçunu işledikleri konusunda tartışma bulunmamaktadır. Ancak sanıkların, iki ayrı mağdurun kapılarını zorladıkları ve bu şekilde icraî hareketlerine başladıkları da sabittir. Açıklığa kavuşması gerekli sorun sanıkların ortak alana girmeleri nedeniyle eylemlerinin tamamlanmış olduğundan bir kez TCK’nın 116/1 maddesi gereğince mi uygulama yapılacağı yoksa iki ayrı mağdurun kapılarını zorlamaları nedeniyle iki ayrı konut dokunulmazlığını ihlal suçunun mu oluştuğu hususudur.
Anayasamızın 21. maddesi kişilerin konut dokunulmazlığını koruma altına almıştır. TCK’nın 1. maddesinde düzenlendiği üzere Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir.
TCK’nın 116. maddenin gerekçesine göre de “Konut dokunulmazlığının ihlâli, kişinin kendisine özgü barış ve sükûnunu ve yuvasındaki yaşamının sulh ve selametle cereyanı için var olması gerekli güvenlik duygusunun sarsılmasını ifade etmektedir. Bireylere karşı işlenen ve aynı zamanda onların muhtaç oldukları güvenlik ve sükûnu ihlâl eyleyen bu fiillerin, hürriyete karşı işlenen suçlar arasında bir suç olarak tanımlanması uygun görülmüştür.” denilmiştir.
Somut olayda sanıkların iki ayrı mağdurun kapısını zorlayıp açmaya çalışmaları nedeniyle her iki müştekinin ve ailelerinin huzur ve sükûnlarını bozmak suretiyle aile mahremiyetini ihlal ettikleri açıktır. O halde Anayasamızın 21. maddesi ve TCK’nın 1. maddesinin amir hükmü uyarınca her bir bireyin huzur ve sükûnuna yönelik bu saldırıdan korunması hukuk devletinin zorunlu bir gereğidir.
Çoğu zaman ortak alandan yapılan hırsızlık suçları nedeniyle konut dokunulmazlığının ihlali halinde birçok apartman sâkini bu ihlâlden haberdar dahi değildir. Hâlbuki somut olayda olduğu gibi hırsızlık suçunun hangi mağdurun konutundan yapılmaya teşebbüs edildiği bilinmektedir. Madde gerekçesinde de izah edildiği üzere sanıkların, işledikleri fiilleriyle, kişinin kendisine özgü barış ve sükûnunu ve yuvasındaki yaşamının sulh ve selametle cereyanı için var olması gerekli güvenlik duygusunu sarstıkları ; özellikle aile reisinin bulunmadığı zaman dilimi içerisinde eylemin gerçekleşmesi halinde anne ve çocukların ağır psikolojik travmalar yaşadığı bilinen bir gerçektir. İşte Anayasamızın 21. maddesi, TCK’nın 1. maddesinin amir hükmü ve aynı yasanın 116-119 maddeleri bu saldırı sonucu gerçekleşebilecek olan ağır travmaların önüne geçilmesi amacıyla getirilmiş düzenlemelerdir.
Fail apartmana girip herhangi bir daire kapısına yönelmeyip birden fazla daire önünde ki ayakkabı ya da başka bir taşınır malı çalmış olsa idi, sadece ortak alan ihlal edildiği için bir kez tamamlanmış konut dokunulmazlığını ihlal suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekecekti. Kaldı ki Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. Ancak somut olayda suça sürüklenen çocuk ve şerikinin eylemleri ortak alanın ihlâlini aşarak doğrudan mağdurların konutlarına yönelmeleri nedeniyle artık burada iki ayrı konut dokunulmazlığını ihlal suçun varlığından söz edilmesi gerekecektir. Aynı sanıklar müştekilerin kapılarını kırıp içeri girmiş olsa idiler sayın çoğunluk düşüncesine göre de iki ayrı suçun varlığından söz edilecekti. Suçun tamamlanması halinde iki ayrı suçun varlığı kabul ediliyor ise teşebbüs aşamasında kalması halinde de yine iki ayrı suçun varlığının kabulü gerekir. Zira iki farklı mağdur ve iki ayrı fiil vardır.
Suça sürüklenen çocuk hakkında aynı fiillerinden dolayı hırsızlık suçundan iki kez verilen mahkûmiyet hükmü ise onanmıştır. Dolayısıyla sayın çoğunluk iki ayrı fiilin varlığını da bu şekilde kabul etmektedir.
Birden fazla fiille iki mağdurun konut dokunulmazlıkları ihlal edildiğinden TCK’nın 43/2 maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin de uygulama alanı bulunmadığından tebliğnamede ki düşünceye de iştirak etmek mümkün değildir.
Yeni Türk Ceza Adalet Sisteminde “Kaç tane fiil varsa o kadar suç, kaç tane suç varsa o kadar da ceza vardır” kuralı geçerli olduğundan sanıkların iki ayrı mağdura yönelik iki ayrı konut dokunulmazlığını ihlal suçuna yönelik eylemi sabit olduğuna göre apartmanın ortak alanı her bir daire sahibi açısından eklenti olarak kabul edilmektedir. Dolasıyla sanıklar ortak alana girmek suretiyle herbir mağdur yönüyle eklentilerini ihlal etmiş olduklarından somut olayda tamamlanmış iki ayrı konut dokunulmazlığının ihlali suçunun işlendiğinin kabulü gerekeceğinden aleyhe temyiz bulunmadığından onama şeklinde ki çoğunluk görüşüne eleştirisel olarak iştirak etmiyorum.