Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2014/1863 E. 2014/20539 K. 09.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/1863
KARAR NO : 2014/20539
KARAR TARİHİ : 09.06.2014

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Suç Tespit Tutanağı’nda “Abone borcundan dolayı kesik olan elektriği açmış kullanıyor, enerji sayaçtan geçiyor.” Kaydı mevcut olup, söz konusu sayacın değiştirilerek kullanıldığına veya tüketim kaydına engel olunduğuna dair hiçbir tespit mevcut değildir. Tam tersine kullanılan elektriğin sayaçtan geçtiği anlaşılmaktadır.
Suç tespit etmeyen bu tutanak temel alınarak ve başkaca bir soruşturma yapılmadan “borcundan dolayı kesilen elektriği açarak kaçak elektrik kullandığı” iddiasıyla düzenlenen iddianamenin CMK’nun 174. maddesine dayanılarak iadesi yoluna gidilmesi mümkünken bu yapılmamıştır.
Katılanın duruşmaya katılmış, soruşturma evresinde suçlamayı kabul etmeyen sanık ise kovuşturma evresinde dinlenememiş olup; duruşma sonucunda “sanığın borcundan dolayı kesilen elektriği açtığı bahsiyle tutanak tutulup tutanakta elektriğin sayaçtan geçtiğinin belirtildiği, ayar şefliğinin raporuna göre sayacın normal olduğu, sayaca herhangi bir müdahalenin tespit edilemediği, bu haliyle sanığın karşılıksız yararlanma kastıyla sayaca herhangi bir müdahalede bulunmadığı, kesilen enerjiyi açıp kullanmanın karşılıksız yararlanma suçunu oluşturmadığı ve sanığın yüklenen suçu işlemediği” gerekçesiyle CMK’nun 223/2-b maddesi gereğince beraat hükmü kurulmuştur.
Açıkça görülüyor ki ne soruşturma evresinde ne de kovuşturma evresinde sayaçtan geçirilmeksizin elektrik kullanıldığına dair bulgu bulunmadığı, dolayısıyla TCK’nun 163. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi hâlinin mevcut olmadığı açıktır.
CMK’nun 193. maddesine 5353 sayılı Kanun’un 28. maddesiyle eklenen ikinci fıkrada aynen şu hüküm mevcuttur: “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.”
Anılan hükmün değişiklik gerekçesi de şu şekildedir. “5271 sayılı Kanunun 193 üncü maddesine bir fıkra eklenmiştir. Buna göre, sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa dahi dava gıyabında bitirilebilir. Böylece sanığın lehine bir düzenleme getirilmiş ve gereksiz yere davanın uzaması önlenmek istenmiştir.”
Görülüyor ki “ilk bakışta eylemin suç oluşturmayacağı ve derhal beraat kararı verilebilecek hallerle sınırlı olarak uygulanabileceği, delil takdiri yapılamayacağı” şeklindeki sınırlamalara hem madde metninde hem de değişiklik gerekçesinde de yer verilmemiştir.
Açıklanan sebepler ve CMK’nun 193. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmü karşısında; toplanan deliller beraat kararı verilmesi kanaatine vardırdığında sanığın sorgusunun yapılmasına gerek bulunmadığı, kaynakların vaktinde ve doğru sonuç almak yolunda özenli kullanılması gerektiği, eksik soruşturmayla açılan davada sanığın mutlaka sorgusunun yapılmasını şart koşmanın sanığın mağduriyetine yol açacak dayanaksız bir uygulama olacağı, usul ekonomisi ile adalet duygusunun da böyle gerektirdiği sonucuna varılmakla bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre katılan vekilinin temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 09.06.2014 oybirliğiyle karar verildi.