YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/23389
KARAR NO : 2015/8395
KARAR TARİHİ : 05.05.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nın 231/6-c maddesinde öngörülen zararın maddi zarar niteliğinde olup manevi zararı kapsamadığı, bu itibarla maddi zarar doğurmayan ya da doğurma ihtimali bulunmayan suçlarda bu koşulun aranmasına gerek bulunmadığı, buna göre; maddi bir zarar oluşturan suç niteliğinde olmayan konut dokunulmazlığını ihlal etme suçu (ile müştekinin duruşmada alınan beyanına göre mala zarar verme suçu) nedeniyle yerinde olmayan ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de; sanık hakkında verilen cezanın TCK’nın 51. maddesi gereğince ertelenmesine yer olmadığına dair karar verilirken “…suç işleme konusundaki eğilimine göre, cezası ertelendiğinde bir daha suç işlemesinden çekineceği hakkında mahkememizde kanaat oluşmadığından…” şeklinde gerekçe gösterildiği ve dolayısıyla mahkemece CMK’nın 231/6-b maddesinde yer alan ölçütün de değerlendirilmiş olduğunun kabulü gerekmekle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.
Ancak;
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin gerekçeli kararda gösterilmesi gerektiği gözetilmeden, 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g maddesine aykırı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanığın üzerine atılı suçları işlediğine ilişkin olarak suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan hakkında beraat kararı verilen (ve sanığın aralarında husumet olduğunu da belirttiği) sanık …’ın atfı cürüm niteliğindeki beyanı dışında hukuka uygun, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
3-5237 Sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasında yer alan ve koşullu salıverme tarihine kadar süren hak yoksunluğunun sadece sanığın “kendi altsoyu” üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından olduğunun gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 05.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.