YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/26927
KARAR NO : 2015/11617
KARAR TARİHİ : 23.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanıklar … ile … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelenmesinde;
Mala zarar verme suçundan hükmolunan neticeten 2.000 TL adli para cezasına ilişkin hükümler miktar itibariyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 305/1. maddesi uyarınca kesin olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin aynı Yasanın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
II-Sanıklar … ile … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 Sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasında yer alan ve koşullu salıverme tarihine kadar süren hak yoksunluğunun sadece sanıkların “kendi altsoyu” üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından olduğunun gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
2-Soruşturma aşamasında CMK’nın 101/3. maddesi gereğince, sanıklara savunmalarını yapmaları için müdafii görevlendirilmesi nedeniyle, müdafiilere ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden düzenli mali gelirlerinin bulunduğu anlaşılan sanıklara yargılama gideri olarak yükletilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarından 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılarak, yerine ”53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin yazılmasına ve yargılama giderlerinin tahsiline ilişkin bölüme, “soruşturma aşamasında atanan müdafii ücreti olan 182’şer TL’nin sanıklar … ile …’dan ayrı ayrı alınmasına,” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-Sanık … hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelenmesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık …’ın soruşturma aşamasındaki savunmaları, sanık…’ın tevilli ikrarı, 29.01.2013 tarihli olay araştırma inceleme tespit tutanağı içeriği ile sanık…tarafından kullanıldığı kabul edilen telefon numarasına ait HTS kayıtları incelendiğinde, sanık…’ın da diğer sanıklar… ve … ile birlikte aldıkları karar doğrultusunda suça doğrudan katıldığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK’nın 37/1. maddesi yerine yazılı biçimde TCK’nın 39. maddesi ile uygulama yapılarak eksik ceza tayini,
2-Mala zarar vermek suçunda, sanığın kasten işlediği suçtan dolayı mahkum olduğu hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmaması,
3-Hırsızlık suçu yönünden, 5237 Sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasında yer alan ve koşullu salıverme tarihine kadar süren hak yoksunluğunun sadece sanığın “kendi altsoyu” üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından olduğunun gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
4-Soruşturma aşamasında CMK’nın 101/3. maddesi gereğince, sanığa savunmasını yapması için müdafii görevlendirilmesi nedeniyle, müdafiiye ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden düzenli mali gelirinin bulunduğu anlaşılan sanığa yargılama gideri olarak yükletilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 23.06.2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.