Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2015/14563 E. 2015/18667 K. 25.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/14563
KARAR NO : 2015/18667
KARAR TARİHİ : 25.11.2015

Hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından sanıklar … ve … hakkında yapılan duruşma sonunda; sanık … hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından, sanık … hakkında ise hırsızlık suçundan mahkumiyetlerine ilişkin …. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 27.03.2008 tarih ve 2007/649-2008/258 sayılı hükümlerin sanık … tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23.10.2013 tarih 2010/29284-2013/19944 sayılı ilamı ile sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükümleri bozularak, bozmadan temyiz etmeyen sanık …’ında yararlandırılması yönünde karar verildiği,..Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kararı temyiz etmeyen sanık …’ın bozma sonrası yargılamaya dahil edildiği ve hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-a, 143/1, 168/1. maddesi gereği 10 ay hapis cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği, bu karara ilişkin …Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.2014 tarih 2013/478E – 2014/1124K sayılı hükmünün sanık … tarafından temyizi üzerine Dairemizin 30.09.2015 tarih 2015/13594E – 2015/14439K sayılı ilamı ile sanık … hakkında, daha önce temyiz talebi olmayan sanığın temyiz hakkı bulunmadığından REDDİNE ilişkin kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21.10.2015 tarih ve 13-2014/89159 sayılı yazısı ile itiraz edilerek onanması talebinde bulunulması üzerine dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.10.2015 tarih ve 13-2014/89159 sayılı itiraz istemi yerinde görülmemiş olduğundan itirazın reddi ile 5271 sayılı CMK’nın 308/2. fıkrası uyarınca Dairemizin 30.09.2015 tarih 2015/13594E – 2015/14439K sayılı temyizin reddi kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 25.11.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY : Adil yargılanma hakkının en önemli başlıklarından birini oluşturan savunma hakkı, temel bir insanlık hakkı olarak İHAS 6. ve 2709 sayılı Anayasa’mızın 36. maddeleriyle 5271 sayılı CMK’nın çeşitli hükümlerinde güvence altına alınmıştır.
Kanun yoluna başvurma hakkı da, savunma hakkının en önemli bölümlerinden birini oluşturmaktadır.
Ayrıca; 7 No.’lu Ek Protokolün “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlıklı 2. maddesi uyarınca; kural olarak herkes aleyhine verilen mahkûmiyet hükmünü temyiz etme hakkına sahiptir.
5271 sayılı CMK’nın 267. maddesi uyarınca, hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir.
5320 sayılı CMK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici (ya da 1412 sayılı CMUK’nun 305/son ) maddesinde belirtilen istisnalar dışında, bütün nihai kararlar yâni hükümler temyiz kanun yolu denetimine tâbidir.
İstisna kapsamında kalan hükümler ise; kesindir.
Önceki hükmü temyiz etmeyen sanığın 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesi uyarınca sirayet sonrası ele alınan dava dosyasında aleyhine olarak verilen hükmü temyiz edemeyeceğine dair çoğunluk görüşü, İHAS’ın 6., 7 No.’lu Ek Protokol’ün 2. ve 5320 sayılı CMK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici (ya da 1412 sayılı CMUK’nun 305/son) maddelerinin âmir hükümleri ile “istisnaların genişletici yoruma tâbi tutulamaması” ilkesi uyarınca kabule şayân değildir.
Bu sebeple, 11.02.2014 tarihinde verilen 10 ay hapis cezasının temyizi kâbil olduğu düşüncesiyle, karara ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.