YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/14586
KARAR NO : 2015/18520
KARAR TARİHİ : 24.11.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/261782
Hırsızlık suçundan sanık B.. A..’ın 5237 sayılı TCK’nın 142/1-a, 168/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair Ordu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarih ve 2014/321 esas, 2015/60 karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Ordu Ağır Ceza Mahkemesinin 25.03.2015 tarih ve 2015/249 değişik iş sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı’nın 13.07.2015 gün ve 94660652-105-52-4575-2015-14879/47838 sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 16.09.2015 gün ve 2015/261782 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
5271 sayılı CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca mahkeme kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kısmının itiraza tâbi olduğu, sanık hakkında tayin olunan cezaya ilişkin asıl hükmün ise, 5271 sayılı CMK’nın 231/11. maddesi de dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ortadan kaldırılması durumunda temyiz kanun yoluna tâbi olacağı, kamu davası açılmadan önce zararın karşılandığına ilişkin delil bulunmadığı ve olayda 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin uygulama koşulu bulunmadığı hâlde, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması; suçun, 3713 sayılı Kanun, 1632 sayılı Kanun ve Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılâp Kanunlarında yer alan suçlardan olmaması; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması; suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi; Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini sanığın kabul etmesi gerekmektedir. Suça konu masanın katılan Belediye Başkanlığı yetkilisine polis tarafından teslim edilmek suretiyle zararın giderilmiş bulunması karşısında; sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231/6-c maddesinde yer alan “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” şeklindeki objektif şartın ve yukarıda açıklanan diğer şartların somut olayda gerçekleşmesi nedeni ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, itiraz merciince de belirtilen şartların değerlendirilmesi sonucunda katılan vekilinin itirazının reddine karar verildiğinin ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarih ve 2012/10-534 esas, 2013/15 karar sayılı ilamında da açıkça vurgulandığı üzere itiraz merciince hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına dair karar ile birlikte işin esasının da incelenebileceği kabul edildiğinden, sanığın ihbar üzerine sağlık merkezine gelen polise, bahçede bulunan masayı Belediyeye ait hurdalık alandan aldığını beyan ederek Belediye yetkilisine teslimini sağladığından olayda 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleştiğinin kabulü ile verilen kararda yasaya aykırı bir yön bulunmadığına dair Ordu Ağır Ceza Mahkemesinin 25.03.2015 tarih ve 2015/249 değişik iş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 24.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.