Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2017/5172 E. 2017/14135 K. 06.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/5172
KARAR NO : 2017/14135
KARAR TARİHİ : 06.12.2017

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I)Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
14/04/2011 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen ek 2. madde uyarınca doğrudan verilen 3.000. TL’ye kadar olan adli para cezalarından ibaret mahkumiyet hükümleri kesin olup, sanık hakkında mala zarar verme suçundan dolayı tayin edilen 1.500 TL adli para cezasına ilişkin hükmün, cezanın türü ve miktarı itibariyle temyizi mümkün bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz itirazlarının tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II) Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Müştekinin aşamalarda olay günü saat 22:15 sıralarında işyerinde iken alt komşusunun araması ile komşusunun evinde hırsızlık olduğunu öğrendiğini, bunun üzerine o saatlerde evde bulunmayan eşini kontrol etmesi için eve gönderdiğini, eşinin kapı kilidinin kırılmış olduğunu söylemesi üzerine evine gitmekte iken devriye görevi ifa eden polisleri görüp, durumu anlattığını ve polislerden bir şahsın elinde keski ve tornavida olan poşeti atıp kaçığını öğrendiğini belirttiği; 07.04.2009 tarihli Tutanak başlıklı belgede ise saat 22.15 sıralarında devriye görevi ifa edilmekte iken yanlarına gelen müştekiden, evine girilmeye çalışıldığının öğrenilmesi üzerine, müşteki ile birlikte bir alt sokakta bulunan müştekinin evinin önünde gelindiğinde bina önü boşluğunda elinde içinde tornavida, keski bulunan poşeti yere atıp kaçan suça sürüklenen çocuğun görüldüğünün tutanağa bağlandığı; suça sürüklenen çocuğun ise aşamalarda suçu kabul etmediğinden suçların gece vakti sayılan zaman diliminde işlendiğinin şüpheye yer bırakamayacak şekilde tespit edilemediğinin anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nın 143. ve 116/4. maddelerinin uygulanmamasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 19.02.2010 tarihinde kesinleştiği ve sonradan 20.07.2010 tarihinde hırsızlık suçunu işlemesi üzerine hükmün açıklandığı, buna göre bu iki tarih arasında zamanaşımı süresinin işlemediği de göz önünde bulundurulduğunda,
Suça sürüklenen çocuğa yüklenen 5237 sayılı TCK’nun 142/1-b, 35, 31/2, 116/1, 31/2. maddelerine uyan suçların gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Yasanın 66/1-e, 67/4. maddelerinde öngörülen 6 yıllık olağanüstü zamanaşımının suç tarihi olan 07.04.2009 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz itirazları ve bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 06.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.