YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/10355
KARAR NO : 2019/3140
KARAR TARİHİ : 05.03.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak anılan maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın olay günü, mobilya dükkanında işçi olarak çalışan müştekinin işyerine müşteri gibi giderek evindeki konsolun köşelerinin kesilip vidalanmasını istediği, müştekinin yanına suça konu içerisinde dekupaj ve matkap olan takım çantasını alarak sanık ile birlikte yaya olarak yola çıktıkları, yolda ilerledikleri sırada sanığın müştekiye … Emlak isimli işyerinden 150 TL alacağı olduğunu söyleyip müştekiden almasını istediği, müştekinin de takım çantasını sanığa bırakıp sanığın tarif ettiği işyerine gittiği, ancak böyle bir işyerinin olmadığını gören müştekinin geri döndüğünde sanığın takım çantası ile birlikte gittiği olayda, sanığın takım çantasının zilyetliğini hileli hareketlerle müştekiyi kandırmak suretiyle ele geçirdiği, bu itibarla sanığın eyleminin; hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen (6) numaralı bent uyarınca uzlaşma kapsamına alınan 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek hırsızlık suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-Sanığın yakalandıktan sonra suça konu aletleri sattığı göstererek soruşturma aşamasında iadeyi sağladığı anlaşılmakta ise de, Y.C.G.K.’nın 26.03.2013 günlü, 2012/6-1232 esas ve 2013/106 karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin uygulanabilmesi için hırsızlık suçunun failinin, sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının tek başına yeterli olmadığı, satın alan iyiniyetli ise aynen geri verme veya tazmin suretiyle satın alan kişinin zararının giderilmesi, kötü niyetli ise satın alandan elde edilen paranın veya sağlanan menfaatin kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, belirtilen bu hususlar mahkemece araştırılmadan, eksik kovuşturma sonucu sanık hakkında TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve müdafiinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 05.03.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.