Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/10034 E. 2006/14423 K. 06.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10034
KARAR NO : 2006/14423
KARAR TARİHİ : 06.11.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki müdahalenin meni davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kabulüne karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı(karşı-davacı) avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının kardeşi olduğunu, sahibi olduğu ve adına trafikte kayıtlı olan … plaka nolu traktörünü davalıya kullanması için verdiğini, ancak davalının traktörü istediğinde iade etmediğini, bu konuda C.Savcılığına şikayettede bulunduğunu bildirip, davalının haksız müdahalesinin meni ile 26.1.2004 tarihinden itibaren günlük 10.000.000 TL tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı ile birlikte çalıştıkları dönemde dava konusu traktörü ve daha sonra ikinci bir traktörü aldıklarını, okuması yazması olmadığı için davalı adına trafikte her iki traktörün kaydedildiğini, ayrıldıklarında dava konusu traktörün kendi payına düştüğünü bildirip, davanın reddini istemiş, açtığı ve bu dosya ile birleşen davası ile de 16 EZ 676 plakalı traktörün davalı adına olan kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davacı hakkında açılan ve birleşen davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece asıl davanın kabulü ile 16 EZ 679 plakalı traktörüne davalının müdahalesinin menine 900 YTL tazminatın tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm davalı-birleşen davanın davacısı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, emanet hukuki ilişkisine, davalı ise iki maddi olguya dayanmıştır. Bunlardan birisi, tarafların daha önceden birlikte çalıştıkları, kazançlarının müşterek olduğu, birlikte mal edindikleri, bu dönemde iki traktör alınıp ikisinin de davacı kardeşi adına trafiğe kayıt edildiği, bilahare ayrıldıklarında paylaşımla dava konusu traktörün kendisine düştüğü olgusu, diğeri de birleşen davası ile traktörün adına trafikte tescili olgusudur.
Tarafların kardeş oldukları, önceleri birlikte çalıştıkları kazançlarının müşterek olduğu, birlikte mal edindikleri, daha sonra ayrıldıkları …, mal ve kazançlarını ayırdıkları tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gibi , bu husus taraflar arasında da ihtilafsızdır.
Mahkeme kararının içeriğinden uyuşmazlığın çözümünde tarafların kardeş olmaları nedeniyle tanık dinlenmesi hususunun benimsendiği, taraf tanıklarının beyanları değerlendirilip, Mahkemenin resen hatırlatması sonucu davalı (Birleşen davanın davacısı) tarafından teklif edilen yeminin, davacı (Birleşen davanın davalısı) tarafından eda edilmesine dayanılarak sonuca gidilmiştir.
Bir davada tarafların ileri sürdükleri maddi vakıaların hukuki değerlendirmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulup uygulanmak HUMK 76. maddesi hükmü gereği doğrudan hakimin görevidir.
Taraflar arasındaki ihtilafın çözümü için, daha önceden aralarında mevcut olan ortaklık dönemindeki gelirle bu traktörün alınıp alınmadığı ve ortaklığın tasfiyesinde traktörün kime düştüğünün belirlenmesi gerekir. Öncelikle belirtelim ki taraflar kardeş olduğundan aralarındaki adi ortaklığın varlığı HUMK 293/1 maddesi hükmü gereği tanıkla kanıtlanabilir. Adi ortaklık sözleşmelerinde ortaklar emek ve sermayelerini ortak bir amaç için birleştirirler, aralarında sıkı ve güvene dayanan bir … birliği oluşur. Adi ortaklığın kendine has bu durumu nedeniyle ortaklar birbirlerinin vekili gibi, ortaklık işlerinden dolayı özenle hareket etmek, ortakları zarara uğratmamak yükümlülüğü altındadırlar. Gerçekte de ortaklar, ortaklığa ait bütün kazançları, aralarında taksim etmekle yükümlüdürler. (Bk. 526 md.) Ortaklarından hiç birisi kendi hesabına ortaklığın amacına aykırı ve zararlı işler yapamaz. (Bk. 526 md.) Ortaklardan her biri ortaklık işlerinde dikkat ve … göstermeye mecbur olup, diğer ortaklara karşı kendi kusuru ile sebebiyet verdiği zararları, ortaklığa diğer işlerde sağladığı yararları ile mahsup ettirmeye … olmaksızın gidermekle yükümlüdür. (Bk.528 md.) Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur. Sözleşme veya karar ile yönetim yetkisi birine bırakılmamış ise ortaklık işlerinin yönetimi bütün ortaklara aittir. Bu durumda ortaklardan her biri, diğer ortakların iştiraki olmaksızın muamele yapabilir. Ancak olağan işlerin üstündeki önemli tasarrufların yapılması için bütün ortakların oybirliği gerekir. (B.k. 525 md.) Ortaklığı idare eden ortak ile diğer ortaklar arasındaki ilişkinin vekalet hükümlerine tabi olduğu, ortaklardan biri yönetim hakkına sahip olmadığı halde ortaklık hesabına hareket eder, yahut ortaklığı yöneten ortak yetkisini aşarsa,vekaleti olmadan başkası namına tasarruf edenler hakkındaki hükümlerin uygulanacağı Bk. 530. maddesinde belirtilmiştir. Ortaklık geliri henüz taksim edilmeden onun üzerinde bütün ortakların iştirak halinde mülkiyet hakları vardır. Bir ortak ortaklık gelirini paylaştırmadan kendi namına ve hesabına , daha doğrusu kendi yararına bir taşınmaz satın alsa bile Bk. 530 maddesi uyarınca vekaleti olmadan diğer ortaklar namına tasarrufta bulunmuş sayılır ve Bk. 414 maddesi hükmü gereği diğer ortaklar yapılan işten hasıl olan yararları temellük hakkına sahiptirler. Y.H.G.K 1991/13-76 E. 1991/199 K. Sayılı ilamında da bu hususlar geniş bir şekilde açıklanmıştır. Adi ortaklıkla ilgili bu … hükümler karşısında resmi şekil şartının aranmasına, tapu kaydına veya trafik kaydına karşı aynı derecede, kuvvette bir yazılı delil aranmasına gerek yoktur. Resmi şekil şartı ancak tapulu bir taşınmazın veya trafikte kayıtlı aracın mülkiyetinin sermaye olarak ortaklığa konulması halinde söz konusu olur. Öyle olunca mahkemenin resmi trafik kaydına itibar etmeksizin tarafların kardeş olmaları nedeniyle tanık dinleyerek sonuca gitmesi doğrudur. Ne varki mahkemece, dosyadaki delillerin ve bilhassa tanıkların beyanlarının değerlendirilmesinde hata yapılmıştır. Yeminle dinlenen davalı tanıkları bilhassa …, … , … … tarafların ortak çalıştıkları dönemde birisi 540’lık diğeri 480’lik traktör alındığı, daha sonra da tarafların ayrıldıkları ve mallarını paylaştıklarını, dava konusu olan ve ilk alınan 540’lık traktörün davalı (Birleşen davanın davacısı) payına, diğerinin de davacı payına düştüğünü açıkca hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde ifade etmişlerdir. Bu tanıkların beyanları karşısında, davacının dinlettiği ve traktörün emaneten davalıya bırakıldığına dair beyanda bulunan davacı tanığı olan eşi … …’nin, davacı ile aralarında çıkar ilişkisi olduğuda düşünüldüğünde beyanına itibar edilemez. Diğer davacı tanığı davacı iddiası hakkında bilgisi olmadığını bildirmiştir. Bu durumda davacı iddiasını kanıtlayamadığı gibi, davalı (Birleşen dava davacısı) dayandığı maddi olguları kanıtlamıştır. Davalı iddiasını kanıtladığı halde, mahkemenin hatırlatması sonucu teklif ettiği yeminin davacı (Birleşen davanın davalısı) tarafından kabul ve eda edilmesi hukuki sonuç doğurmaz. Davacının yeminli beyanına bu nedenle itibar edilemez. Toplanan delillerden dava konusu traktörün tarafların ortak oldukları dönemdeki ortak gelirle alınıp davacı adına trafiğe kayıt edildiği, ortaklığın sona erdirilmesi, tasfiyesi sonucu dava konusu traktörün davalı payına düşüp, onun tarafından kullanıldığı anlaşıldığından asıl davanın reddine, birleşen davada ise aracın mülkiyetinin davalı (Birleşen davanın davacısına) ait olduğunun tesbitine karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı (Birleşen dava davacısı) yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 6.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.