Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/10111 E. 2006/14560 K. 07.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10111
KARAR NO : 2006/14560
KARAR TARİHİ : 07.11.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali ve takibin devamı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile avukatlık ücret sözleşmesi imzaladıklarını,boşanma, nafaka ve tazminat talebini içeren davayı davacının talimatına göre açıp üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini ancak davacının haber vermeden davadan feragat ederek kendisini azlettiğini, sözleşmede kararlaştırılan ücretini ödemediğini,icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalin ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı sözleşmenin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne,icra takibinin 983.03 YTL ve takip tarihinden yasal faiz işletilmek suretiyle devamına,davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı itirazın iptali ile birlikte inkar tazminatını talep etmiştir. İ.İ.K.nun 67 … maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir.İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip … ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın … miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece davacının bu istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının (3) nolu bendindeki “davacının” sözünün hükümden çıkarılmasına, bu bendin sonuna “Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile hükmedilen asıl alacak miktarının % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline “ sözlerinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 7.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.