YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1020
KARAR NO : 2006/4521
KARAR TARİHİ : 27.03.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı,davalılardan 17.11.2003 tarihinde dava dışı … adına kayıtlı olan … plakalı aracı 11.000.000.000 TL’ye satın aldığını ve bedelini davalılara peşin ödediğini ancak davalıların aracı teslim ettikten sonra geri aldığını belirterek 11.000.000.000 TL’nin 17.11.2003 tarihinden işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yerel mahkemece davanın taraflarına duruşma gününü bildiren tebligat çıkarılmış, ancak davalıya çıkartılan tebligatın geçerliliği incelenmeden karar verilmiştir. Oysa davanın esasının incelenebilmesi için duruşma gününün davalıya Tebligat Kanunu ve Tüzük hükümlerine uygun bir şekilde tebliği gerekir. Somut olayda dava dilekçesinin, davalıya 7201 sayılı kanunun 21.maddesi uyarınca tebliğ edilmek istendiği anlaşılmaktadır. Ancak bunun gerek 7201 sayılı kanunun 21.maddesi ve gerek tebligat tüzüğünün 28.maddesinde belirtildiği şekilde yapılmadığı saptanmıştır. Tebligat Kanununun 21. maddesine göre, kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça, en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1.fıkrası uyarınca da tebliğ
memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturarak vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle Tebligat Kanununun 23. ve Tüzüğün 33. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır. Mahkemece dava dilekçesinin davalıya tebliğine ilişkin tebligat parçası incelendiğinde, beyanına müracaat edilen komşu “Muteber İnce” hanenin kapalı olduğunu beyan etmiştir. Tebligat yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gitmesi nedeniyle mi yoksa daimi olarak bir yere gitmesi nedeniylemi hanenin kapalı olduğu açıklattırılmamıştır. Anılan yasanın 21.maddesine göre tebligatın yapılması muhatabın muvakkaten haneden ayrılması koşuluna bağlıdır. Bu itibarla , Tebligat Kanunu 21. maddesi ve Tüzüğün 28. maddesi hükümlerine uygun olmayan şekilde yapılan tebligatın geçerli olduğu kabul edilemez. Dava dilekçesi geçerli şekilde davalıya tebliğ edilmeden yargılama yapılarak hüküm verilmesi davalının savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. O halde dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde davalıya tebliği ile savunma … tanındıktan sonra davanın esasının incelenmesi gerekirken, bu yönün gözardı edilerek yazılı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bent gereğince hükmün BOZULMASINA, ikinci bent gereğince diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.