Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/10362 E. 2006/13714 K. 17.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10362
KARAR NO : 2006/13714
KARAR TARİHİ : 17.10.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Yıldıray … ile davacı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının murisi annesinin mülkiyeti kendisine ait harabe haldeki bir işyerini 17.2.2003 tarihli sözleşme ile kendine kiraya verdiğini, kiralananın içerisine ve dışarısına birçok zaruri ve faydalı masraflar yaptığını, murisinin ölümünden sonra davalının kiralananı 25.2.2004 gününde üçüncü şahsa sattığını, yeni malikin kendisine karşı tahliye davası açtığını ileri sürerek yapılan imalatlar nedeniyle 29.676.815.423 TL’nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak 25.189.48 YTL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin karar, davacının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş ve bozma ilamında mahkemece yapılması gereken işin ve izlenecek yöntemin nelerden ibaret olduğu ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Hemen belirtelim ki, mahkemece bozmaya uyulmuş olmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında, izlenecek yöntemin ne olduğu belirtildiği halde, bu ilkelere göre değerlendirme yapmayan bilirkişilerin görüşlerine itibar edilerek hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece, yeniden konusunda uzman bilirkişi yada bilirkiş kurulu seçilerek kiralananın davacı tarafından yapıldğı kabul edilen faydalı giderlerle birlikte … değeri ile faydalı giderler dikkate alınmaksızın taşınmazın çıplak … değeri belirlenmeli bu şekilde elde edilecek değerler arasında bir fark meydana geldiğinde bunlar birbirlerine oranlanmalı, böylece davacı kiracının yaptığı imalatların satış bedeline yansıma miktarı bulunmalı, ve bu miktara hükmedilmelidir.
Örneğin taşınmazın çıplak değeri 50.000 YTL, faydailı giderlerle bilrlikte değeri de 62.500 YTL ise bunların birbirlerine oranı 50.000:62.500=0,8 dir Bu oran taşınmazın faydalı giderlerle birlikte değeri olan 62.500 YTL’na uygulandığında 62.500X0,8=5.000 YTL davalının haksız iktisabıdır. Eğer faydalı giderlerin yapılmış olması hali ile yapılmamış olması halinde belirlenen değerler arasında bir fark bulunmuyorsa davalının sebepsiz zenginleşmesi olmadığı kabul edilerek dava reddedilmelidir. Mahkemece bu yönem izlenmeden daha önceki bozma ilamında açıkalanan ilkelere uymayan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacı, bu davasında alacağın reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Reeskont faizi yasal faiz anlamındadır. Mahkemenin davacının talebini aşarak HUMK 74 maddesine aykırı bir şekilde avans faizine hükmetmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 450 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 17.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.