Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/10547 E. 2006/16072 K. 07.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10547
KARAR NO : 2006/16072
KARAR TARİHİ : 07.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas ve karşı davanın redineyönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, 19.2.2001 tarihli vekalet ile murisleri Suriye Uyuk’… kendilerine intikal edecek ve Federal …’daki bankada bulunan paraların Türkiye’ye aktarılması için gereken bilumum işleri yapmak üzere (ahzu kabz yetkisi hariç) davalıyı vekil tayin ettiklerini, murise ait paranın bir kısmının … Bankası Samandağ Şubesine 2001 yılı 6.ayda aktarıldığını ve bankadan parayı çektiklerini, kalan kısmın akıbetini Alman bankasından sorduklarında murise ait 11.909.06 Euro’nun 23.8.2001 tarihinde davalı adına havale edildiğini öğrendiklerini, davalının bu parayı kendilerine vermediğini ileri sürerek davalının tahsil ettiği paradan paylarına düşen 10.607.552.722 TL’nin 23.8.2001 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacıların murislerinden kalan …’daki parasının tahsil edilebilmesi için kendisine vekaletname verdiklerini, vekalette açıkça ahzu kabz yetkisi yazmıyor ise de vekaletin veriliş amacının paranın tahsil edilmesi olduğunu, bankaca adına gönderilen parayı davacı mirasçılara ödediğini ve 10.11.2001 tarihli ibranameyi aldığını savunarak davanın reddini dilemiş, karşı davası ile davacıların iddialarının mesleki itibarını ve kişilik haklarını zedelediğini ileri sürerek 10.000.000.000 TL manevi tazminata karar verilmesi istemiştir.
Mahkemece, davalının sunduğu ibraname gereğince davacıların alacaklarını tamamen aldıkları anlaşıldığından asıl davanın reddine, davacıların hak arama özgürlüğü sınırları içinde davalıdan alacaklı olduklarını ileri sürmelerinin kişilik haklarına saldırı olmayacağından karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar, murisleri adına Alman bankasında bulunan paranın Türkiye’ye aktarılmasını sağlamak üzere davalıya vekalet verdiklerini, vekaletnamede ahzu kabz yetkisi olmadığı halde davalının paranın kendi adına bankaya yatırılmasını sağlayarak parayı çektikten sonra kendilerine vermediğini ileri sürmüşler, davalı ise amacın paranın tahsili olduğunu, bankaca 23.8.2001 tarihinde adına yatırılan parayı 9.11.2001 tarihinde çektiğini ve mirasçılara hisseleri oranında ödediğini, buna dair 10.11.2001 tarihli ibraname aldığını savunmuştur. Davacılar bu savunmaya karşı ibraz edilen ibraname altındaki imzanın kendilerine ait olduğunu, ancak bu belgeyi boş olarak ve ablalarından gelen mektupları almak için imzaladıklarını, davalının aldığı imzalı boş belgeyi ibraname haline dönüştürdüğünü, davalının kendilerine para ödemediğini bildirmişlerdir. Dosyada bulunan 19.2.2001 tarihli genel vekalet incelendiğinde, davacılar tarafından davalı avukata ölü murisleri Suriye Uyuk’… intikal edecek Alman bankasında bulunan paraların Türkiye’ye aktarılması için gerekli bilumum işlemleri namlarına vekaleten yürütmeye, bu konuda yazışmalarda bulunmaya, bu paranın Türkiye’de bulunan herhangi bir bankaya aktarılması için gerekli tüm işlemleri kendilerinden farksız bir şekilde ifa ve icraya, ilgili banka ile yazışmalarda bulunmaya, belgeleri kendilerini temsilen akt ve imzalamaya yetkili kıldıkları, vekaletnamede para çekme yetkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Alman Bankasınca murise ait 11.909.04 Euronun davalı adına 23.8.2001 tarihinde İskenderun şubesine gönderildiği, davalının yatan parayı 31.8.2001 tarihinde Samandağ şubesine yine kendi adına havale ettiği ve 9.11.2001 tarihinde paranın davalıya ödendiği gelen cevabi yazıda bildirilmiştir. Davalı avukat olup Vekil, mukavele dairesinde kendisine tahmil olunan işin idaresini veya tekabbül eylediği hizmetin ifasını üstlenir. Vekil, vekil edenin talimatı doğrultusunda işlem yapmak zorunda olduğu gibi, müvekkilinin sarih talimatına aykırı işlem yapamaz. Yine vekilin mesuliyeti, umumi surette işçinin sorumluluğuna ait hükümlere tabidir. Vekil, müvekkiline karşı vekaleti iyi bir surette ifa ile mükellef olduğu gibi müvekkilinin talebi üzerine yapmış olduğu işin hesabını vermeye ve bu cihetten dolayı almış olduğu şeyi müvekkiline tediyeye mecburdur (B.K. 386, 389, 390, 392. maddeleri). Vekil bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, vekalet görevini vekil edenin verdiği talimat doğrultusunda iyi bir surette yerine getirmelidir. B.K.nun 389 ve devamı maddeleri hükmüne göre vekil, müvekkilinin talimatlarına
2006/10547-16072
uygun hareket etmek zorunda olduğu gibi, vekil olarak iyi bir surette ve hüsnüniyetle görevini yerine getirmeli, 392. madde gereğince de yaptığı işin hesabını vermelidir. Davalının sunduğu 10.11.2001 tarihli beyan ve ibraname başlıklı belgede avukatın tamamen ibra edildiği, kendilerine intikal eden paraların da ödendiği yazılı ise de ödenen miktar yazılı olmadığından ibranamenin açık ve anlaşılır olduğu söylenemez. Davalı avukat bankadan tahsil ettiği miktarı belli parayı ne şekilde ve miktarda davacılara ödediğini ispat etmek zorundadır. Mahkemece davalıdan delilleri sorularak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3- Öte yandan karşı dava ile istenen manevi tazminat isteğinin tamamen reddine karar verilmiş olmasına göre Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10.maddesinin son fıkrası gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi oranda vekalet ücreti hesaplanarak fazla ücreti vekalet verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup ayrıca bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, 7.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.