YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10813
KARAR NO : 2006/14803
KARAR TARİHİ : 13.11.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … gelmiş, davacı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya ait arsa üzerine davalı tarafından inşa edilen binadan bir adet daireyi kaba inşaat halinde satın alıp bedelini ödediğini, ancak davalının tapuyu devretmediğini, dairenin içini kendisinin tamamladığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kendi adına tescilini, olmadığı takdirde fazlası saklı kalmak üzere 600.000.000 TL’nın tahsilini istemiş, 6.10.2005 tarihli ıslah dilekçesi ilede 21.296.110.576 TL’nın ödetilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının sunduğu sözlemenin geçersiz olduğunu, davacının bu sözlemede taraf dahi bulunmadığını, davacıya sattığı daireyi karşılıklı anlaşma sonucu geri alıp davacıya 11.500.000.000 TL ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tarafların tapu devrinin mumkün olmadığının öğrenildiği tarih olarak nisan 2002 tarihini kabul ettikleri, nisan 2002 tarihindeki dairenin raiç bedelinden davalının davacıya ödediği 11.500.000.000 TL’nin düşümü sonucu bakiyeyi davacının talep edebileceği gerekçesiyle 11.933.64 YTL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ve davalının dosya içinde bulunan beyanlarından, davalının yaptığı binadaki daireyi davalının 500.000.000
TL’na davacıya sattığı ve bu bedeli tahsil ettiği, tapu devrinin mümkün olmadığının anlaşılması üzerine davacının eşi ile davalı arasında imzalanan 7.7.2002 tarihli sözleşme ile davacının daireyi davalıya iade ettiği ve karşılığında 11.500.000.000 TL aldığı, her ne kadar belgede davacının imzası bulunmayıp, sözleşmeyi davacının eşi imzalamış isede davacının eşinin yaptığı bu sözleşmeye icazet verdiği ve davalıca verilen parayı aldığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekirki taraflar arasında tapulu taşınmazın alım satımına yönelik yapılan sözleşme resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olup, davacı bu sözleşmeye dayanarak dairein raiç bedelini talep etme hakkına sahip olmayıp, ancak ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesi uyarında edimin ifasının imkansız olduğunun anlaşıldığı tarihteki ulaştığı değeri isteme hak ve yetkisine sahiptir. Bu itibarla mahkemenin dairenin raiç bedelinin tahsiline yönelik kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan davacı taraf aşamalarda eşi ve davalının daire beli olarak 23.000.000.000 TL’na anlaştığını, davalının 11.500.000.000 TL nakit ödeyip bakiyesi içinde senet verdiğini ileri sürmüşsede, bu senedi ibraz edemediği gibi, sonraki beyanında da davalının senet vermediğini bildirmiştir. Bu durumda tarafların daire bedeli olarak 23.000.000.000 Tl’na anlaşıldığına dair davacı iddiasının kanıtlanamadığının kabulü zorunludur. Davacının benimsediği, eşi tarafından imzalanan belgede dairenin bedeli olarak 11.500.000.000 TL gösterilmiş olup, davacıda bu bedeli eşi vasıtasıyla almıştır. Bu itibarla tarafların daire bedeli olarak 11.500.000.000 TL’sına anlaştıklarının kabulü gerekir. Az yukarıda açıklandığı üzere alım satım sözleşmesi geçersiz olup, davacı ödediği paranın ulaştığı alım gücünü denkleştirici adalet ilkesi gereğince isteme hakkına sahipsede, taraflar karşılıklı … ve anlaşmaları gereğince daire bedelini 11.500.000.000 TL olarak belirledikleri ve davacıda bu bedeli davalıdan tahsil ettiği anlaşıldığından, davacının davalıdan başkaca bir talep … bulunmamaktadır. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıkalanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 450 YTL duruşma avukatlık parısının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 13.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.