Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/10839 E. 2006/14772 K. 13.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10839
KARAR NO : 2006/14772
KARAR TARİHİ : 13.11.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı şirket avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 20.8.1997 tarihinde davalılardan satın almış olduğu bağımsız bölümün tapu devrinin yapılamadığını, … olduğu satış bedelinin iadesi için başlatmış olduğu icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan …, davanın husumet nedeniyle, diğer davalı ise esastan reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalılardan …hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, davalı şirket hakkındaki davanın ise kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın iptaline, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılardan şirket tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın … miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından
belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddedilmiş olması bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalı şirketin tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentde açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın ‘Hüküm’ başlıklı bölümünün (3) no’lu pragrafında bulunan (İcra inkar tazminatı talebinin reddine) sözlerinin karardan çıkartılarak yerine (İtirazın iptaline karar verilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 oranındaki icra inkar tazminatının davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 2.10 YTl.nın davalıda, 2.10 YTL. nın davacıdan alınmasına, 13.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.