Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/11141 E. 2006/15409 K. 23.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11141
KARAR NO : 2006/15409
KARAR TARİHİ : 23.11.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … Kirmani gelmiş, davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya 30.000 dolar borç para verdiğini, karşılığında 30.5.2004 tarihli çek aldığını, çekin vadesinde ödenmediğini, davalının ricası ile çekin arkasının yazılmadığını, alacağını tahsil için başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıdan borç para almadığını, davacının dayandığı temel ilişkinin yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, icra takibinden önceki bir tarihte dava konusu çekin de içinde bulunduğu bir kısım evrakın kaybolması nedeniyle bankaya ödeme yasağı bildiriminde bulunduğunu,, davacının çekil ne şekilde eline geçtiğini açıklaması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, çek miktarına göre tanık dinlenemeyeceği, davacının iddiasını ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, karz akdine dayanarak, davalıya verdiği borç para karşılığı keşide edilen 30.5.2004 tarihli 30.000 dolar bedelli çeke dayalı alacağının ödenmediğini öne sürerek ödetilmesini istemiştir. Davacı iddiasını ispat için çeke dayanmış ise de takibe dayanak çek, yasal süresi içinde bankaya ibraz edilmediğinden kambiyo senedi vasfını yitirmiş olup; bu çek … başına temel ilişkiyi ispat açısından yeterli bir belge olarak kabul edilemez. Ne var ki davalının inkar edilmeyen imzasını taşıyan bu belge HUMK’nun 292.maddesi hükmü gereğince yazılı delil başlangıcı sayılır. Bu durumda, davacı iddiasını tanık dahil her türlü yasal delil ile ispat etmek durumundadır. O halde mahkemece tarafların bu konuda gösterdikleri deliller toplanıp, göstereceği tanıklar da dinlendikten sonra hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Öte yandan davacı aleyhine, İİK. nun 67/2 maddesi uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için takibin haksız olması yanında alacaklı davacının ayrıca kötü niyetli olması gerekir. Davacının, iddia ettiği alacağını ispatlayamamış olması … başına kötü niyetli olduğunu kanıtlamaz. Başkaca delillerle davacının başlattığı icra takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamış olduğuna göre davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup ayrıca bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 450 YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 23.11.2006 gününde oy birliği ile karar verildi.