YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12036
KARAR NO : 2006/15914
KARAR TARİHİ : 04.12.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar 26.1.2004 tarihinde açtıkları dava ile 25.5.1993 tarihli harici sözleşme ile 350.000.000 TL’na satın aldıkları taşınmazın tapuda devrini vermeyen davalılardan fazlası saklı kalmak üzere 5.000.000.000 TL’nın tahsilini istemişler, birleşen davada ise asıl davada saklı tutkukları haklarından 47.839.000.000 TL’nın tahsilini talep etmişlerdir.
Davalılar asıl davaya cevap vermemiş, birleşen davada ise zamanaşımı defini ileri sürmüşlerdir.
Mahkemece 3.2.2005 tarihli kararla 25.5.1993 tarihinde ödenen 350.000.000 TL’nın 26.1.2004 tarihinde ulaştığı değerden fazlası saklı kalmak üzere 5.000.000.000 TL’nın tahsiline karar verilmiş; hüküm davalılar tarafından temyizi sonucu dairemizin 7.7.2005 tarihli kararıyla bozulması sonucu açılan diğer davayla birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, ödenen satış bedelinin 17.5.2001 tarihinde ulaştığı alım gücü olan 28.543,60 YTL’nın dava tarihinden itibaren yasal faizle davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar asıl davada fazlasını saklı tutarak 5.000.000.000 TL’nın tahsilini istemişler, mahkemece daha sonradan birleştirme kararı verilen dava henüz açılmadığı için, denkleştirici adalet ilkeleri uygulanmak suretiyle ödenen 350.000.000 TL’nın dava tarihinde ulaştığı alım gücü esas alınarak fazlası saklı kalmak üzere davanın kabulüne karar verilmiş, davalıların bu hükmü temyiz etmesi üzerine dairemizce sadece asıl davaya hasren yapılan temyiz
incelemesi sonucu, “önce davalıların murisi tarafından 25.5.1993 tarihli geçersiz, onun ölümünden sonra davalılar tarafından 11.9.1996 tarihli geçerli sözleşme ile satın alınan taşınmaz dava dışı üçüncü kişiler adına tescil edildiğinden davacılar 11.9.1996 tarihli geçerli sözleşmeye dayanarak taşınmazın ifanın imkansız hale geldiği 17.5.2001 tarihindeki rayiç değerini isteyebilir. Mahkemece dava konusu taşınmazın ifanın imkansız hale geldiği 17.5.2001 tarihindeki raiç değeri bilirkişi marifetiyle tespit edilmeli, davacı tarafın hükmü temyiz etmemesi ile davalılar yararına kazanılmış hakta nazara alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.” gerekçesiyle bozulmuştur. Dairemizin bozma kararına uyan mahkemece, ilk hüküm tarihinden sonra açılan dava birleştirilerek yargılamaya devam olunarak, dairemizin bozma ilamında yer … rayiç değer ibaresinin maddi hataya dayalı olduğu bu ifadenin ulaştığı değer olarak değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca yine dairemiz ilamında yer … davalılar yararına kazanılmış hak teşkil ettiğine dair ibareninde maddi hataya dayalı olduğu gerekçesiyle, bozma kararından sonra alınan bilirkiş raporu esas alınmak suretiyle geçersiz sözleşmeden dolayı davacıların ödediği satım bedelinin birleşen dosyada gözönüne alınarak akdin ifasının imkansız hale geldiği 17.5.2001 tarihindeki ulaştığı değer olan 28.543,60 YTL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekirki dairemiz bozma ilamına uyulmuş olmakla taraflar lehine usulü kazanılmış hak oluşmuştur ve mahkemece bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılması zorunlu hale gelmiştir. Kaldıki mahkemenin değerlendirdiği gibi dairemizin bozma ilamındada herhangi bir maddi hatada bulunmamaktadır. Bozma ilamında açıkça ve net bir şekilde vurgulandığı üzere başlangıçta düzenlenen 25.5.1993 tarihli sözleşme resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz isede, taraflar daha sonra 11.9.1996 tarihli noterde yapılan sözleşme ile geçerli bir sözleşme akdetmişledir. Başlangıçta geçersiz olan sözleşme sonradan yapılan geçerli sözleşme ile geçerli hale geldiği içinde davacılar bu geçerli sözleşmeye dayanarakdenkleştirici adalet ilkesine göre talepte bulunamazlar. Denkleştirici adalet ilkesi geçersiz sözleşmelerde uygulanma olanağına sahipken, geçerli sözleşme uyarınca anacak akdin ifasının imkansız hele geldiği tarihteki taşınmazın rayiç değeri istenebilir. Dairemiz bozma ilamındada açıkça ve net bir şekilde buna işaret edilerek akdin ifasının imkansız hale geldiği 17.5.2001 tarihindeki taşınmazın rayıç değerinin esas alınması belirtilmiştir. Oysa mahkemece yine denkleştirici adalet ilkesine göre bilirkişiden rapor alınarak geçersiz sözleşmenin düzenlendiği
25.5.1993 tarihinde ödenen 350.000.000 TL’nin akdin ifasının imkansız hale geldiği 17.5.2001 tarihindeki ulaştığı değer 28.543,60YTL olarak belirleyen bilirkişi raporu esas alınarak hükün kurulmuştur. Hükmü davacı taraf temyiz etmediği için bu miktar davalılar yönünden kazanılmış hak oluşturmuştur. Davacılar asıl davada fazlaya dair haklarını saklı tuttukları için dairemiz bozma ilamında belirtildiği üzere öncelikle taşınmazın 17.5.2001 tarihindeki rayiç değeri belirlenmeli, bulunan rayiç değer 28.543.60 YTL’den fazla ise artık bu miktarın davalılar yararına kazanılmış usulü hak oluşturduğu gözetilerek en fazla bu miktara hükmedilmeli, rayiç değer daha az ise belirlenen bu rayiç değere hükmedilmelidir. Dairemiz bozma ilamının bu şekilde yorumlanması ve anlaşılmalası gerekirken aksi yorumla bozma ilamının bu yöndende maddi hataya dayalı olduğunun kabulü yanlıştır. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek, dairemiz bozma ilamında belirtildiği üzere taşınmazın 17.5.2001 tarihdeki rayiç değerinin ne olduğu hususunda bilirkişiden keşif yapılmak suretiyle rapor alınması, 6.4.2006 tarihli son kararda hükmedilen 28.543,60 YTL’nin davalılar yararına usulü kazanılmış hak oluşturduğuda gözetilerek belirlenen rayiç değerin 28.543,60 YTL’dan az olması durumunda belirlenen bu rakama çok olması halinde ise 28.543.60 YTL’na hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dairemiz bozma ilamına aykırı bir şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davaların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 4.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.