Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/12054 E. 2006/16171 K. 11.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12054
KARAR NO : 2006/16171
KARAR TARİHİ : 11.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, sürücü belgesi almak için gerekli olan belgeleri ilgili kurumlara vermesi için kendisiyle aynı adı taşıyan kuzenine verdiğini, ancak kuzeni dava dışı sahsın bu evrakları davalı kurumdan telefon aboneliği almak için kullandığını ve aldığı telefonuda bağlattığını, ancak kuzeninin telefon fatura borcunu ödemediğini, davalının kendisi aleyhine icra takibi yapması nedeniyle 1.250 YTL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek 1.250 YTL’nin faiziyle birlikte davalı kurumdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının sulh sözleşmesi imzalayarak borcu ödemeyi kabul ettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının serbest iradesi ile sulh sözlemesi imzaladığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı kurumun, toplam 1.271.736.593 TL’nin tahsili için davacı aleyhine 27.10.2003 tarihinde icra takibi başlattığı, icra takibinin davacının süresinde itiraz etmemesi sonucu kesinleştiği ve 31.12.2004 tarihinde imzalanan sulh sözleşmesi ile davacının ilki 31.12.2004 tarihinde başlayan ve birbirini takip eden toplam 3 aylık tahsitle borcu ödemeyi taahhüt ettiği ve ödemelerin bitmesinden sonra yasal sürede bu davayı açtığı anlaşılmaKtadır. Hemen belirtmek gerekirki, mahkeme kabulünün aksine, davacı aleyhinde yapılan icra takibi sonrasıda icra baskısı ve haciz tehdidi altında 31.12.2004 tarihli sulh sözleşmesini imzalamıştır. Bu itibarla sulh sözleşmesinin davacının serbest iradesi ürünü olduğu söylenemez. Nitekim ödemeyi yapan davacı aynı zamanda belgeleri kullanıp sahtecilik yaptığı iddiasıyla kuzeni hakkında da suç duyurusunda bulunmuştur. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek işin esası incelenip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıkalanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.