Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/14489 E. 2007/2196 K. 19.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14489
KARAR NO : 2007/2196
KARAR TARİHİ : 19.02.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat … …. gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, … …. Lojistik Komutanlığı tarafından 105 adet kaflex drive shaftın ateşe kredisi ile alımına ilişkin açılan ihaleyi kazanarak 3.5.2000 tarihinde … Ateşeliği ile kat’i sipariş sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme konusu 105 adet drive shaftı, davalı kuruma süresinde teslim etmiş olmalarına rağmen, sözleşme şartları gereğince davalı tarafından yapılan 1. ve 2. muayenede 901. Hava Araç Ana Depo ve Fabrika Komutanlığı tarafından düzenlenen uyuşmazlık raporları ile sözleşme konusu malların uygun olmadığının bildirildiğini, … 6.Ticaret mahkemesinin 2001/2501 D…. sayılı dosyasından yaptırmış oldukları tesbitte, idarenin red gerekçelerinin asılsız olduğunun alınan bilirkişi kurulu raporu ile belirlendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, sipariş sözleşmesi uyarınca teslim edilen 105 adet SKCP 2281 kaflex drive shafttan şimdilik sadece bir adedinin fatura bedeli olan 8500 Doların, malın teslim tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 19.4.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile de dava miktarını tüm malzeme bedeli olan 892.500 Dolar üzerinden ıslah etmiştir.
Davalı, açılan ihale sonucunda, helikopteri havada
2006/14489-2007/2196
tutmaya yarayan drive shaft adlı kritik parçaların davacı firmadan satın alınması konusunda 8.5.2000 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davacı firma tarafından teslim edilen malzemelerin sözleşmeye uygun bulunmayarak 4.7.2000 tarihli ve 17.4.2001 tarihli muayene raporları ile reddedildiğini, sözleşmenin 4.6. maddesine göre ikinci muayene komisyonu tarafından verilen rapor kesin olup, uyuşmazlığın mahkemeye intikali halinde taraflar bu rapora bağlı kalmayı kabul ettiklerinden, delil sözleşmesi niteliğinde bulunduğunu, teslim edilen malzemelerin orijinal ambalajlarında olmadığını, 105 adet malzemenin tamamının kullanılmamış olduğunun taahhüt edilmiş olmasına rağmen, bir adet malzemenin kullanılmış olduğunun tesbit edildiğini, Drive shaftların … 2410 formları ve seri numaraları üzerinde tahrifatlar yapıldığını, malzemelerin kullanılabilir olduğunu gösteren “serviceable …” (kullanılabilir malzeme) etiketlerinin mevcut olmadığını, …8130-3 “… … …” (uçuş güvenliği etiketi) tanımları incelendiğinde yeni ve kullanılmamış malzemelere ait …8130-3’ların üretici firma adına düzenlenmesi gerekirken, tedarikçi firma olan davacı adına düzenlendiğini, bu durumun drive shaftların II durumlu (onarım ve yenileştirme görmüş) veya III durumlu (kullanılamaz) olduğunu gösterdiğini, malzemelerin sözleşme hükümlerine de uygun olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu gereğince malzemelerden sadece bir adedinin oksidasyona uğradığı, diğerlerinin orijinal ve yöntemine uygun olarak teslim edildiği kabul edilerek, dava konusu 8500 Doların malın teslim tarihinden itibaren, geri kalan 884.000 Doların ise ıslah tarihi olan 19.4.2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi gereğince yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-… Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı tarafından açılan ihale üzerine, ihaleyi kazanan davacı firma ile davalı arasında toplam bedeli 892.500 Dolar olan 105 adet drive shaftın satın alınması konusunda 3.5.2000 tarihli sözleşmenin imzalandığı, İhale konusu malzemelerin davalıya teslimi üzerine 4.7.2000 tarihli muayene raporu ile “malzemelerin orijinal ambalajlarında olmadığı, ambalajlar üzerinde malzemeleri ve firmayı tanıtıcı etiketler ile üretici firma tarafından hazırlanan sicil kartlarının, serviceable label material etiketlerinin bulunmadığı, formlar üzerinde sıfır uçuş saati gözükmesine rağmen Ameriken Ordusu kayıtlarından bazı shaftların kullanılmış olduğunun tesbit edildiği, uçuş emniyeti açısından çok kritik olan söz konusu parçaların kabul edilmesinin ve kullanılmasının mümkün
2006/14489-2007/2196
olmadığı” açıklaması ile davalı tarafından oluşturulan muayene heyetince reddedildiği, itiraz üzerine daha ayrıntılı olarak düzenlenen 17.4.2001 tarihli teknik raporla, aynı nedenlerle malzemelerin ikinci kez davalı muayene heyeti tarafından reddedildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında İngilizce olarak düzenlenen 3.5.2000 tarihli sözleşmenin, davalı idare tarafından ibraz edilen ve davacı şirket tarafından da itiraza uğramayan Türkçe tercümesinin 4. bendinin “Muayene Yeri, Kabul Şekli ve Şartları” başlıklı bölümünün (4.6) maddesinde, “Satıcı, birinci muayene sonucunda reddedilen malzeme için kendisine tebligat yapıldıktan sonra 15 gün içinde muayene neticesine itiraz edebilir. Bunun üzerine … ikinci bir muayene heyeti oluşturulur. Bu heyetin vereceği rapor taraflar için kesin olup, uyuşmazlığın mahkemeye intikali halinde bu rapora bağlı kalmayı kabul ederler.” hükmü bulunmakta olup, bu hüküm, HUMK 287 maddesinde yazılı olan delil sözleşmesi niteliğindedir. Davacının 4.7.2000 tarihli ilk muayene raporuna yaptığı itiraz 17.4.2001 tarihli ikinci muayene raporu ile de reddedildiğinden, sözleşmenin anılan hükmüne göre bu rapor ve gerekçesi tarafları ve mahkemeyi bağlar. Mahkemece anılan sözleşme hükmünün gözardı edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-3.5.2000 tarihli sözleşmenin “Ambalajlama” başlıklı 3. bendinin 3.1. maddesinde, “Malzemeler orijinal ambalajları içerisinde teslim edilecek, her bir ambalaj üzerinde malzemeye ait hüviyet bilgileri (…: … stok numarası veya P/N: Parça numarası, adı, imalatçı firma, malzeme raf ömürlü ise imal tarihi, miadı vs) mutlaka bulunacak…” hükmü, 3.3. maddesinde de “Teslim sırasında ambalajlarda kırık veya çatlak hiçbir kusur bulunmayacaktır.” hükmü gereğince, malzemelerin orijinal ambalajlarında teslim edileceği açıkca belirtilmiş olmasına rağmen, taraf beyanları ve dosyada mevcut olan fotoğraflardan, malzemelerin orijinal ambalajlarında teslim edilmediği anlaşıldığı gibi, uçuş emniyeti açısından son derece kritik olan bu parçaların hüviyet bilgilerini gösteren …’ları üzerinde bazı tahrifatların mevcut olduğu, 5526 seri numaralı shaftın üzerindeki sicil kartında 0 uçuş saati görülmesine rağmen … … kayıtlarında 457 uçuş saatinde iken envanterden çıkarıldığının belirlendiği, dolayısıyla sicil kartındaki bilginin yanlış olduğu, malzemelerin orijinal ambalajları üzerinde kullanılabilir olduğunu gösteren “serviceable …” etiketlerinin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan sözleşmenin 11. “Genel Hükümler” başlıklı bölümünün 11.1 maddesinde bulunan, “Satıcı aksi belirtilmedikçe satılan malzemelerin yeni, yeni imal edilmiş, kullanılmamış hasarsız ve kusursuz olduğunu teyid eder.” hükmü gereğince,
2006/14489-2007/2196
malzemelerin kullanılmamış, yeni malzemeler olması gerekmesine rağmen, sicil kartında 0 uçuş saatinde görünen 5526 numaralı drive shaftın, … … kayıtlarına göre 457 uçuş saatinde iken envanterden çıkarıldığının belirlendiği, bu hususun davacı firma tarafından da kabul edilerek, söz konusu shaftın değiştirildiği sabit olup, bu durum sözleşmenin, malzemelerin yeni olması gerektiği yönündeki açıklanan hükmüne açıkca aykırıdır. Drive shafların gerek orijinal ambalajlarında olmaması, gerek sicil kayıtlarında mevcut olan tahrifat ve düzeltmeler, gerek bir kısım shaftlar üzerinde tesbit edilen oksidasyon ve korozyonlar nedeniyle 5526 numaralı drive shaft dışındaki diğer shafların da kullanılmış olduğuna dair ciddi şüpheler mevcut olup, yeni ve kullanılmamış malzemelere ait shafların “uçuş güvenliği etiketi” olarak adlandırılan …8130-3 “… … …” etiketlerinin üretici firma adına düzenlenmesi gerekirken, tedarikçi firma olan davacı adına düzenlenmiş olması da, drive shaftların II durumlu (onarım ve yenileştirme görmüş), başka bir ifade ile yeni olmadığı şüphesini kuvvetlendirmektedir. Yargılama sırasında teknik bilgi ve görüşüne başvurulan … Teknik Üniversitesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyelerinden oluşan 2.9.2005 tarihli bilirkişi kurulu raporunda da, özetle, “Gözle yapılan muayenede drive shafların yüzeylerinde montaj ve kullanımdan kaynaklanan herhangi bir aşınma izi, ezilme ve deformasyon görülmediği, malzemelerde metal yorgunluğu olup olmadığının, ancak tahribatsız muayenede çatlak kontrolü yapılarak ve özel laboratuvarlarda yorulma testi yapılarak belirlenebileceği, Üniversite labovatuvarına getirilen farklı durumdaki üç adet drive shaftan, 5631 seri nolu olanının genel görünümünde korozyon mevcut olup, yüzeyinde kahverengi noktalar bulunduğu, diğer iki shafta göre yüzeyinin pürüzlü ve oksitlenmiş olduğu, üzerindeki rakam ve harflerin de düzgün olmadığı, yüzeydeki siyah renkli yazı boyutunun diğer ikisinden daha küçük olduğu belirtildikten sonra gerek keşif gerekse İTÜ’de yapılan incelemelerde drive shafların kullanıldığı ve metal yorgunluğuna maruz kaldığı yönünde belirgin bir bulguya rastlanmadığı” açıklanmış olup, drive shafların kullanılmamış yeni malzemeler olduğu hususunda kesin bir görüş belirtilmemiş, malzemelerin kullanılmış olup olmadığının, ancak tahribatsız muayene ve yorulma testi uygulanması halinde kesin olarak belirlenebileceği, bunun ise mümkün olmadığı açıklanmıştır. Sözleşmenin 11.1. maddesi hükmüne göre “yeni, yeni imal edilmiş, kullanılmamış, hasarsız ve kusursuz“ oldukları ispat edilemediğinden, helikopteri havada tutmaya yarayan, uçuş emniyeti açısından son derece kritik ve önemli parçalar olan dava konusu drive shafların, davalı
idare tarafından teslim alınarak kullanılması beklenemez.
Sonuç olarak az yukarda açıklanan nedenlerle ihale konusu malzemelerin davalı İdare tarafından kabul edilmemiş olması haklı olup, davacı firma tarafından ihale bedelinin ödetilmesi talebiyle açılan bu davanın da, gerek sözleşmenin 4.-4.6 maddesi gereğince delil sözleşmesi nedeniyle, gerekse 3.-3.1 ve 11.-11.1. maddeleri gereğince sözleşmeye aykırılık nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, malzemelerin kullanılmamış olduğunu kesin olarak belirleyemeyen bilirkişi raporu hükme esas alınarak, sonradan değiştirilse bile malzemelerden 5526 seri nolu olanının, kullanılmış olduğunun kesin olarak tesbit edildiği hususu da gözöardı edilerek, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacı, hüküm verildikten sonra 4.7.2006 tarihli dilekçeyle, kararın hüküm fıkrasında, mahkeme masraflarının eksik hesaplandığını belirterek, 3.546,80 YTL’lik bilirkişi ve mahkeme yolluk ücretinin de masraflara dahil edilmek suretiyle kararın tavzihen düzeltilmesini istemiş, mahkemece davacının talebi kısmen kabul edilerek, 8.9.2006 tarihli kararla, mahkeme kararının hüküm fıkrasının mahkeme masraflarına ilişkin 3. maddesinde belirtilen 2.032,30 YTL yargılama giderinin, 3.088,60 YTL olarak tavzihen düzeltilmesine karar verilmiş, 8.9.2006 tarihinde davalıya tebliğ edilen tavzih kararı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Hükümlerin tavzihini düzenleyen HUMK.nun 455. maddesinde, “Hüküm müphem ve gayrivazıh olur veya mütenakiz fıkraları ihtiva ederse, icrasına kadar iki taraftan her biri ilamın tavzihini ve tenakuzun refini isteyebilir” hükmü yer almaktadır. Buna göre hükmün, ancak açık olmayan veya çelişik fıkralar kapsayan kısımlarının tavzihi istenebilir. Tavzih yolu ile hüküm değiştirilemez. Temyiz nedeni yapılabilecek bir husus tavzihle düzeltilemez. Davacının, mahkeme masraflarının daha fazla olması gerektiğinden bahisle hükmün mahkeme masrafları yönünden düzeltilmesine ilişkin talebi, ancak temyiz nedeni yapılabileceğinden, davacının tavzih talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, talebin kısmen kabulü ile, hükmün tavzih yolu ile değiştirilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan 8.9.2006 tarihli tavzih kararının da bozulması gerek¬miştir.
4-Bozma nedenlerine göre, davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarda 1,2 ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle davalı tarafından temyiz edilen hükmün ve 8.9.2006 tarihli tavzih kararının temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 4. bent gereğince davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 500 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 19.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.