Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/14671 E. 2007/1877 K. 13.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14671
KARAR NO : 2007/1877
KARAR TARİHİ : 13.02.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının kendisine soğan satıp teslim etmeyi taahhüt ettiğini, taahhüdünü yerine getirmediğini, verdiği senedi takibe koyduğunu, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının soğanları kendisinin teslim almadığını, 2006 yılı soğan hasat döneminde gelip soğanlarını teslim alabileceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı borçlunun teslim konusunda davacıyı temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği gerekçe gösterilerek itirazın iptaline, inkar tazminatı talebinin reddine karar veriliş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı;alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın … miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak likit ve muayyendir. Davacı icra inkar tazminatı istemekte haklıdır.
Bu isteğin reddedilmiş olması bozmayı gerektirir.
3-davacı, davalıya karşı … icra müdürlüğünün 2005/2581 sayılı dosyası ile takipte bulunurken 5.000.000.000 Tl. asıl alacağa 2.365.000.000 Tl. işlemiş faiz istedikten sonra bunların toplamı olan 7.365.000.000 Tl.nın faiziyle tahsilini talep etmiş, böylece işlemiş 2.365.000.000 Tl. faiz yönünden de tekrar faiz isteminde bulunmuş ve mahkemece de davacının bu talebinin kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki BK. 104/son maddesi hükmünce geçmiş günler faizine temerrüt nedeniyle faiz yürütülemez. Mahkemenin yasanın bu hükmünü göz ardı ederek yazılı şekilde hüküm kurmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK. 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin çıkartılarak yerine asıl alacak üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” , sözcüklerinin yazılmasına, keza (1) nolu bendin “icra takibinin devamına” sözcüklerinden sonra gelmek üzere “ yasa faizin takipten itibaren” sadece asıl alacağa uygulanmasına” sözcüklerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde 12.20 YTl.nın davacıya, 12.20 YTl.nın davalıya iadesine, 13.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.