YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15155
KARAR NO : 2007/5635
KARAR TARİHİ : 19.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatı tarafından duruşmalı davacılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere … kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … ve vekili avukat … …, davalı … vekili avukat … ile davacı … vekili avukat … gelmiş, diğer davalı ve diğer davacı tarafından gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı …, kendisine asaleten, eşi …’e vesayeten 26.11.1996 tarihinde açtığı dava ile, …’in 4 aylık hamile iken düşük tehlikesi nedeniyle 9.9.1995 tarihinde, davalı … … Hastanesine gittiklerini, davalı doktor … … … tarafından eşinin doğum haneye alınarak narkozitör olmadan kürtaj operasyonuna başladığını, doktorun ameliyathaneden uyuşturucu ilaç istediği halde kas gevşetici ilaç gönderilmesi ve bu ilacın hastaya zerki ile …’in hayat fonksiyonlarının durduğunu, hastanede bulunan başhekim ve anestezi uzmanları tarafından suni solunum ve kalp masajı yapılmak suretiyle hayata döndürüldüğünü, aynı gün … … Hastanesine sevk edilen eşinin bir daha düzelemediğini, halen bitkisel hayatta olduğunu, davalı doktor, hemşire, başhekim,
hastane ve hastane sahibinin kusurlu eylemleri sonucu hayatlarının mahvolduğunu, …’in çalışmasının artık mümkün olmadığı gibi hayatının geri kalanını bir başkasının bakımına muhtaç halde sürdürmek zorunda kaldığını ileri sürerek fazlaya ait hakları saklı kalmak üzere kazanç kaybı olarak 100.000.000 TL, tedavi ve bakım giderleri olarak 900.000.000 TL olmak üzere toplam 1.000.000.000 TL maddi tazminat ile eşi ve kendisi için ayrı ayrı 1.000.000.000 TL’şer manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan tahsilini istemiştir.
31.5.1999 tarihinde açılan ve bu dava ile birleştirilen davada ise davacı … …’ya vesayeten kendisine asaleten …’in babası …, annesi …, kızı … kendileri için ayrı ayrı 2.000.000.000TL’şer manevi tazminat isteminde bulunmuşlar, … için ise, …’in haklarının zayi olmaması için açılan ilk kısmi davada fazlası saklı 1.000.000.000 TL’lik maddi tazminat isteminde bulunulmuş ise de istişari mahiyette aldıkları bilirkişi raporunda …’in kazanç kaybı ve tedavi-bakım gideri olarak 109.141.667.760 TL zararının belirlendiğini ileri sürerek yine fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 109.142.000.000 TL’nin olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişler, 16.12.2005 tarihinde verdikleri ıslah dilekçesi ile davacı … açısından maddi tazminat talebini 132.972,98 YTL, kendileri açısından manevi tazminat taleplerini 30.000,00 YTL daha arttırdıklarını bildirmişlerdir.
Davalı …Ş., davalı doktor O…. …’ın hastane personeli olmadığını, … muayenehanesi olan bu doktorun hastanın isteği ile hastaneye geldiğini, yasal olarak hastanın istediği doktoru hastaneye almak ve tedavinin bu hekim tarafından yapılmasını kabul etmek zorunda olduklarını, zararlı sonucun doğmasına hastanede anestezi uzmanı olmasına rağmen onları çağırmadan operasyona başlayan ve yanlış ilacı kullanan doktorun neden olduğunu, hastanenin kusuru bulunmadığını, davalı …’nın hastanenin başhekimi olarak görev yaptığını, herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, husumet düşmeyeceğini, diğer davalı …’nun ise … Hastanesi A.Ş.’nin ortağı ve temsile yetkili müdürü olduğunu, bir tüzel kişilik olan şirketin ortağına husumet düşmeyeceğini savunarak davanın reddini dilemişler, davalı …, olay günü hastanede hemşire olarak çalıştığını, doktor kendisinden yardım istediğinde ameliyathaneden ilacın sipariş edilmiş olduğunu, ilaç geldiğinde doktora göstererek istediği ilacın bu olup olmadığını sorduğunu, doktorun “fark etmez,
sulandırarak hastaya vur” demesi üzerine ilacı enjekte ettiğini, hastada morarma olunca doktoru uyardığı halde bir şey olmaz diyerek ilacı vermeye devam etmesini söylediğini, hastanın daha da kötüleşmesi üzerine ilacı çıkarıp başhekime haber verdiğini, kendisinin bir kusuru bulunmadığını, doktorun talimatına uygun hareket ettiğini savunarak davanın reddini dilemiş, davalı doktor O…. … ise ameliyathaneden pentotal adlı ilacı istediği halde norcuron adlı ilacı gönderdiklerini, kendisinin yanlış ilaç geldiğinden haberi olmadığını, ilacın yetkisiz kişi tarafından verildiğini, hastanenin gayri ciddi düzen, yönetim ve işleyişi nedeniyle zararın doğduğunu, ilacı muhafaza eden, alıp getiren, bilinçsiz biçimde hastaya uygulayan personeli görevlendirip çalıştıran hastane yönetiminin kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalılardan hemşire … aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kabulü ile davacı … … için 116.480,33 YTL sürekli iş göremezlik zararı, 124.728,61 YTL bakım gideri, 906,04 YTL tedavi gideri olmak üzere toplam 242.114,98 YTL maddi tazminat, 1.000,00 YTL manevi tazminat, davacı eş … için 1.000,00 YTL manevi tazminat, davacı … … için 2.000,00 YTL, davacı anne … için 2.000,00 YTL, davacı çocuk … için 2.000,00 YTL manevi tazminatın 9.9.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte … dışındaki davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar ve … dışındaki tüm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların tüm, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı …’in 9.9.1995 tarihinde davalı … … Hastanesinde, davalı doktor O…. … tarafından anestezi uzmanı bulundurulmadan yapılan kürtaj operasyonu sırasında, hastanenin ameliyathanesinden uyutma işleminde kullanılmak üzere istenilen pentotal adlı ilaç yerine genel anestezi altında yapılan ameliyatlarda cerrahi müdahaleyi kolaylaştırmak için kas gevşetici olarak kullanılan norcuron adlı ilacın gönderilmesi sonucu, gelen ilacın hastaya zerkedilmesi üzerine hastanın … fonksiyonlarını kaybettiği, bilahare yapılan müdahale sonucu hayata döndürüldüğü ancak ilacın yarattığı harabiyet nedeniyle …’in bitkisel hayata girdiği, halen %100
oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, bir başkasının bakımına muhtaç durumda dosya içindeki bilgi, belge ve raporların incelenmesinden anlaşılmaktadır. Davacı … vasileri, … için ilk davada 1.000.000.000 YTL, ikinci davada ise 109.142.000.000 TL maddi tazminat isteminde bulunmuşlar, 16.12.2005 tarihinde verilen ıslah dilekçesi ile … için istenen maddi tazminat taleplerini 132.972,98 YTL daha arttırdıklarını bildirmişlerdir. Davalılar tarafından davacının bu talebine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunulmuştur. Davacının, 9.9.1995 tarihinde yapılan kürtaj operasyonu sırasında bitkisel hayata girdiği, yapılan tanı ve tedavi sürecinden sonra 6.5.1996 tarihinde de hastaneden taburcu edildiği, rahatsızlığında gelişen ve artan bir durumun olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının, zarara uğradığını en geç hastaneden taburcu edildiği 6.5.1996 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerekir. Zararın varlığının öğrenildiği tarihte davacının dava açma hakkı doğar ve zamanaşımı da işlemeye başlar. Zararın varlığının öğrenilmesi zamanaşımının başlaması için yeterli olup, ayrıca zararın kapsam ve miktarının öğrenilmesi, zamanaşımının başlaması için bir koşul olarak aranmamaktadır. Bu durumda somut olayda 6.5.1996 tarihinden itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlamıştır. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesine dayanmaktadır. B.K.nun 126/4. maddesine göre vekalet sözleşmesinden … davalar beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Davacının, 16.12.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile istediği 132.972,98 YTL’lik talebi, beş yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra yapıldığından reddi gerekir. Mahkemece, ıslahla istenen miktarın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davalı …’nun temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalı …’nun, operasyonun yapıldığı … Hastanesini işleten davalı … Sağlık Hizmetleri San. Ve Tic A.Ş’nin (Olay tarihinde … Sağlık Hizmetleri Tıbbi Aletler San. Ve Tic A.Ş. ‘nin ortağı ve yetkili temsilcisi olduğu anlaşılmaktadır. Türk Ticaret Kanununda, ayrı bir tüzel kişilik olan şirketin ortağı veya yetkili temsilcisinin şirketin kusurundan dolayı şahsen sorumlu tutulacağına ilişin bir düzenleme bulunmamaktadır. Davalı …’ın olayda şahsından kaynaklanan bir kusurun bulunduğu da iddia ve ispat edilemediğine göre bu davalı hakkındaki davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Birinci bent gereğince davacıların tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, 500.00 YTL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak daalılara ödenmesine, 3.370,00 YTL peşin alınan harcın istek halinde davalılara iadesine, aşağıda dökümü yazılı 0.90 YTL kalan harcın davacıdan alınmasına, 19.4.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.