YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15512
KARAR NO : 2007/8448
KARAR TARİHİ : 14.06.2007
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … … gelmiş, davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya borç olarak 106.500 DEM borç para verdiğini, karşılığında 8.2.1992 vadeli aynı miktarlı senedin verildiğini ancak ciro ettiği üçüncü kişiye ödenmediği gibi senedin tahsili için davalının oğlunu kaçırttığı iddiası ile ceza davası görüldüğünü,senedin adli emanete alınması nedeniyle mahkemece kendisine iadesine karar verilmesinden sonra davalı hakkında icra takibi yapabildiğini, icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalının,senede dayalı borcun zamanaşımına uğradığını, her ay faizi ile birlikte ödediğini ancak senedi geri alamadığını,davacının ödenmiş senedi saklayarak takibe koyduğunu, bu senedin tahsili için senedi mafyaya tahsil için vererek oğlunu kaçırtması nedeniyle ceza davası görüldüğünü, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya 1992 tarihinde verdiği borç para karşılığı aldığı 8.2.1992 vadeli 106.500 DEM bedelli senedi üçüncü kişiye ciro ettiğini, ödenmediği için, kendi cirantasına olan edimini yerine getirerek ceza dosyasında verilen iade kararı üzerine senedi takibe koyduğunu, ceza
2006/15512-2007/8448
davasında taraf olmadığını,davalının borcunu ödememek için değişik iddialar ileri sürdüğünü bildirerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ise süresinden sonra verdiği cevap dilekçesi ile borcunu geçmişte faizi ile beraber aydan aya ödediği halde senedi geri alamadığını, senedin davacı tarafından tekrar tahsil edilmek amacıyla mafya olarak bilinen üçüncü kişilere verildiğini, borcun zamanaşımına uğradığını savunmuştur.Davalının zamanaşımı iddiası davacının süre aşımı itirazı üzerine mahkemece reddedilmiş, davalının imzaya yaptığı itiraz üzerine,Polis Kriminal laboratuarında görevli grafolog bilirkişinin 28.9.2004 tarihli ve Adli Tıp Kurumundan alınan 14.12.2004 tarihli raporda,senetteki imzanın basit tersimli grafolojik incelemeye esas unsurları içermeyen ,kişiye ait ayırt edici unsurları taşımayan, kolay taklit edilebilen imzalardan olması nedeniyle davalıya ait olup olmadığı hakkında aidiyetinin saptanamadığının bildirilmesi üzerine mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı 13.12.2002 tarihli dilekçesinde davacıdan para aldığını, her ay faizi ile birlikte aydan aya ödediğini ancak senedi geri alamadığını,bu senedin kanun dışı faaliyetleri olan üçüncü kişiye ikinci kez tahsili için verildiğini savunmuştur. Dava konusu senedin tahsil için üçüncü kişilere verilmesi ile ilgili olarak, üçüncü kişilerin senedin tahsili için davalının oğlunun kaçırılması ve davalının şikayeti üzerine yakalanıp yargılanan dava dışı … … ve arkadaşları hakkında açılan Konya 2.Ağır Ceza Mahkemesine ait 1999/15-361 esas ve karar sayılı 25.10.2001 kesinleşme tarihli gasp,silahla adam yaralama,müessir fiil suçlarından yapılan yargılamada TCK.nun 499.maddesi hükmüne göre mahkumiyet verilen davada, davalının müşteki sıfatıyla yer aldığı davadaki ifadesinde, ödenmesi için oğlu Tahir’in kaçırıldığı senetler arasında davacıya ait senedinde bulunduğu, davacının yurt dışında olması nedeniyle görüşemediğini bildirmiş,senedi ödediğini yada böyle bir senetle borçlu olmadığını yada imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmediği gibi oğlu Tahir’in mahkemedeki ifadesinde kaçırıldıktan sonra telefon açtırıldığını, senetleri babasına okuduğunu, bu senetlerden davaya konu senedin defterlerde kayıtlı olduğunu hatırladığını bildirdiğine göre kesinleşen ceza davası dosyası içeriğinden 8.2.1992 vadeli 106.500 DEM bedelli senedin davacı ile davalı arasında düzenlenen senet olduğu anlaşılmaktadır.Temel ilişkiye dayalı olarak BK.nun 125.maddesi hükmünde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu savunması, davalı tarafça süresinden sonra ileri sürülmesi ve mahkemece reddine karar verilmesi nedeniyle, davalı tarafça bu savunmaya dayanılmasına imkan yoktur.Ancak ceza davası içeriğine göre
2006/15512-2007/8448
mevcudiyeti belirlenen,taraflar arasında düzenlenen senetle ilgili olarak davalı ödeme savunmasında bulunduğuna göre,bu savunması bağlantısız birleşik ikrar niteliğinde olup, davalının bu savunması üzerinde durularak,taraflar arasında düzenlenen tanzim tarihi olmayan adi senetle ilgili olarak davalıya ödeme savunmasını yemin dahil her türlü yasal delillerle ispatlama imkanı verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken,yazılı şekilde senetteki imzanın davalıya aidiyetinin saptanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın isek halinde iadesine, 500 YTL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 14.6.2007 günü oybirliği ile karar verildi.