YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15914
KARAR NO : 2007/5028
KARAR TARİHİ : 09.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın konusuz kaldığından reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı … …’in davalı Banka ile imzaladığı kredi kartı sözleşmesine kefil olduğunu, asıl borçlunun borcunu ödememesi nedeniyle davalı tarafından aleyhinde takip başlatıldığını, kefalet limitini de öğrenemediğini ileri sürerek, kefalet limitinin tespiti ve borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, asıl borçlu ile anlaşma sağlandığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl borçlu ile Banka arasında 4822 sayılı yasa gereğince anlaşma sağlandığı belirtilerek, davanın konusuz kalması nedeniyle “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulmuş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava dışı … … ile davalı arasında imzalanan kredi kartı sözleşmesinin kefili bulunan davacı ve asıl borçlu hakkında, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle Çorum 3. İcra Müdürlüğünün 2002/1603 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, eldeki davanın açılmasından sonra 31.3.2003 tarihinde asıl borçlu dava dışı … … ile davalı arasında, borcun 4822 sayılı yasaya göre taksitler halinde ödenmesi konusunda analaşmaya varılarak borcun tümüyle ödendiği, kredi kartı sözleşmesinde kefalet limiti
2006/15914-2007/5028
bulunmadığından kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu, dolayısıyla takip konusu borç nedeniyle davacının davalıya karşı sorumlu olmadığı anlaşılmakta olup, mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Ancak takip konusu alacağın yargılama sırasında ödenmiş olması nedeniyle İİK.nun 72/7. maddesi gereğince menfi tesbit davasının istirdat davasına dönüşmüş olduğu da dikkate alınarak, davanın açıldığı tarihten, asıl borçlu ile davalı arasında sözleşmenin yapıldığı tarihe kadarki zaman içinde davacının maaşından kesilen 742.950.000 TL’nin de davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken, asıl borçlu ile davalı arasında taksit sözleşmesi ile borcun ödendiğinden bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalının temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 7.4.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.