YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16597
KARAR NO : 2007/5738
KARAR TARİHİ : 20.04.2007
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı Şirket, 25.11.2002 tarihli hizmet sözleşmesi ile davalı site yönetiminin temizlik işlerini yürütmelerine rağmen bakiye ücretlerinin ödenmediğini, ödenmeyen 2.820.286.213 TL alacaklarının tahsili ilçin girişilen icra takibinede itiraz edildiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşme gereği temizlik işlerini yaparken hatalı kimyasal maddeler kullanmak suretiyle binanın ortak kullanım alanında bir kısım döşemelerin hasar görmesine neden olduğunu savunarak davanın reddini dilemiş, birleşen dava ile de ihtarnameye rağmen ödenmeyen hasar bedeli 16.464.000.000 TL’nin ihtarname tarihinden itibaren yıllık %55 faiziyle tahsilini istemiştir.
Mahkemece, Büyükçekmece 3.Asliye Hukuk Mahkemesince asıl dava yönünden davanın kendi iş alanına girmediğinden bahisle mahkemelerine gönderilmesine ilişkin kararın, 15.12.2005 tarihinde ve davacı vekilinin yüzüne karşı verildiği halde tahrik dilekçesinin 10 günlük yasal süresinin geçilmesinden sonra ve 30.12.2005 tarihinde verildiği anlaşılmakla HUMK’nun 193/son maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, birleşen dava yönünden Büyükçekmece 3.Asliye Hukuk Mahkemesince mahkemeye gönderilmesi konusunda herhangi bir karar verilmediğinden birleşen dava yönünden işlem yapılmasına gerek bulunmadığına karar verilmiş; hüküm her iki tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı şirket tarafından bakiye temizlik ücret alacağının
tahsili için davanın bidayette Büyükçekmece 3.Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, site yönetimi tarafındanda temizlik şirketinin temizlik işini ayıplı yapması nedeni ile yer döşemelerinde meydana gelen hasarın tahsili için Büyükçekmece 2.Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı davanın Büyükçekmece 3.Asliye Hukuk Mahkemesine açılan dava dosyası ile birleştirildiği, Buyükçekmece 3.Asliye Hukuk Mahkemesincede kendiliğinden “Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun 24.3.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile mahkemelerinin kendi iş alanına girmediğinden talep halinde dosyanın ilgili yetkili mahkeme olan İstanbul Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davacı-davalı şirket vekilinin yüzüne karşı davalı-davacı site yönetimi vekilinin yokluğunda 15.12.2005 tarihinde karar verildiği site yönetimi vekiline kararın 1.3.2006 tarihinde tebliğ edildiği, davacı şirket tarafından tahrik dilekçesinin 30.12.2005 tarihinde, davalı site yönetimi vekili tarafındanda tahrik dilekçesinin 8.2.2006 tarihinde verildiği mahkemece Büyükçekmece 3.Asliye Hukuk Mahkemesince asıl dava yönünden davanın kendi iş alanına girmediğinden bahisle gönderme kararının 15.12.2005 tarihinde davacı ve vekilinin yüzüne karşı verildiği halde tahrik dilekçesinin 10 günlük yasal sürenin geçirilmesinden sonra ve 30.12.2005 tarihinde verildiği gerekçesi ile HUMK’nun 193/son maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına, birleşen dava yönünden de gönderilme konusunda karar olmadığı için işlem yapılmasına gerek olmadığına karar verildiği dosya içeriği bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.
HUMK’nun 193/3 maddesi davanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini veya yetkili mahkemede yenilenmesini isteme hakkının davacıya ait olduğunu belirtmekte ise de; davacının 10 günlük süre içinde görevli veya yetkili mahkemeye başvurmamış olması halinde davasını takipten vazgeçmiş sayılacağının kabulü gerekir. Hemen belirtilmelidirki böyle bir durumda HUMK’nun 185/1 maddesi gereği davacı davalının onayını almadan davasını takipsiz bırakamaz. O takdirde davalının ya davanın takipsiz kalması için davacıya … vereceği yada davayı kendisinin takip etmesi için görevli veya yetkili mahkemeye başvurma hakkının tanınması gerekeceğine kuşku duyulmamalıdır. Öte yandan asıl davanın davalısı, birleşen davanın davacısıdır. Mahkemece birleşen dava ile ilgili gönderme kararı verilmediğinden söz edilmiş ise de; birleşen davanın bağımsız bir dava olması asıl davanında bir eki bulunması, tefrik kararı oluşturulmadığı sürece birleşen davanın asıl davanın esas numarası ile asıl davayı takip ettiği, asıl dava için verilen gönderilme kararının birleşen davayıda kapsadığının kabulü gerekir. O takdirde asıl davanın davalı, birleşen davanın davacısı olan site yönetimi vekilinin son oturumda hazır
bulunmaması nedeniyle gönderilme kararının tebliğinden önce verdiği tahrik dilekçesinin 10 günlük yasal sürede verildiğinin kabulü gerekir. Öyle ise mahkemece işin esasına girilerek, taraflardan delillerini istenip toplanmalı, gerektiğinde uzman bilirkişiler kurulu ile mahallinde keşif yapılarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde asıl dava yönünden davanın açılmamış sayılması, birleşen dava yönündende işlem yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı ve davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, 20.4.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.