Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/16626 E. 2007/5063 K. 09.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16626
KARAR NO : 2007/5063
KARAR TARİHİ : 09.04.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalı şirketle yapılan 13.9.2000 tarihli ve ayrıca düzenlenen taşeron sözleşmeleri ile davalının ihalesini aldığı inşaatın yapımı için ortaklık oluşturduklarını, kendisinin tüm edimlerini yerine getirip malzeme alımı ile birlikte oluşturduğu işçi ekibiyle birlikte inşaatın yapımını sağladığını, ancak davalının işçi ücretlerini ve piyasaya olan borçlarınıda ödemediğini, ayrıca şu ana kadar alınan istihkaklardan kendisine ödeme yapılmadığını, akabinde davalının sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek ödenmeyen işçi ücretleri, yapılan işe ilişkin kar payı inşaat için piyasadan aldığı malzemelerin borcu ve nakit olarak davalıya elden verdiği alacakları toplamından fazlası saklı kalmak üzere şimdilik 50.000.000.000 TL’nın en yüksek reeskont faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşmeye uygun davranmaması ve edimini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, inşaat malzemesi bedellerini kendilerinin ödediğini, tüm işçilerin ücretlerinin zamanında ödendiğini, davacının taahüdünü zamanında yerine getirmemesi nedeniyle ceza ödemek zorunda kaldıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 20.12.2004 tarihli bilirkişi raporu benimsenmek va davacı alacağının 75.864.43 YTL olduğu kabul edilmek suretiyle taleple bağlı kalınarak 50.000.00 YTL’nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-B.K’nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların görülüp, ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması yada satış suretiyle elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa B.K’nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gereklidir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli ve ortaklığı yöneten ve idareci ortak olan davalıdan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmeli, verilen hesapta uyaşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorulup toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, taraflar tasfiye konusunda anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşmazlar ise mahkemece bir tasfiye memuru belirlenmeli, tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık mallarının mevcut olanlarının satılmasına, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip elde edilen gelirden veya malların belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmeli, tüm bu hususlarda konusunda uzman bilirkişi kurulundan taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmalı, böylece taraflardan herbirinin tasfiye payı belirlenmeli, tasfiye sonunda davacının bir alacağı doğarsa bu miktarın ödetilmesine karar verilmelidir. Dava konusu olayda ise, az yukarıda açıklandığı üzere, ortaklığın fesih ve tasfiyesinin mahkemece bizzat yaptırılması gerektiği gözardı edilerek, ortaklığın tüm aktif ve pasifi, dolayısla tasfiye payı belirlenmeden yazılı şekilde sadece işçi ve malzeme bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmesi soyut ve ihtilafı sona erdirmekten uzaktır. Öte yandan yargılama aşamasında alınan 16.10.2002 tarihli bilirkişi raporuna karşı davacı itirazda bulunmamış, aksine rapora karşı verdiği dilekçede davalıdan alınması gereken toplam miktarın 49.206.563.393 TL olduğunu belirtmiş ve 27.2.2004 tarihli dilekçede de 16.10.2002 tarihli rapora göre davanın sübut bulduğunu ileri sürmüştür. Davacının 16.10.2002 tarihli 2006/16626-2007/5063
bilirkişi raporuna karşı bu beyanları kendisini bağlayıcı nitelikte olup, davacının bu kabulü karşısında davalıdan talep edebileceği azami miktarın 49.206.563.393 TL olduğunun kabulüde zorunludur. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederken yazılı şekilde hüküm oluşturulması usül ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 9.4.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.