Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/16810 E. 2007/1248 K. 05.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16810
KARAR NO : 2007/1248
KARAR TARİHİ : 05.02.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı …, … vekili avukat… ile … Sağ. İşlet. vekili avukat … … ve diğer davalı vekili avukat … … gelmiş olamalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, çocuklarının olmaması nedeniyle davalı doktor …’e tedavi olduklarının ve tedavi sonucunda davacı …’ün hamile kaldığını, hamilelik süresincede kontrollerin davalı doktor tarafından yapıldığını, davalı doktorun sezeryanla doğum teklifini kabul ettiklerini davalı doktorun sezeryan ameliyatının diğer davalı şirkete bağlı hastanede yapımasına dair teklifininde kendilerince kabul edildiğini, 1.11.1998 tarihinde hastahaneye giderek sezeryanla doğum ücretinide ödediklerini, ancak davalı doktarun hastahaneye çok geç geldiğinini, davalı doktorun sezeryanla doğum yapılması hususunda anlaşmalarına rağmen normal doğum yaptırdığını ve ancak doğumunda 3 saat sürdüğünü, çocukta problem olmasına rağmen kendileriyle ilgilenilmediğini çocuğun doğum sırasında oksijensiz kalması ve beyine oksijen gitmemesi nedeniyle sakat kaldığını, doğumdan öncede cerrahi müdahaleye … verdiğini, olayda davalıların kusurlu bulunduğunu ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere her bir davacı için ayrı ayrı 5.000.000.000 TL olmak üzere toplam 15.000.000.000 TL Maddi tazminat ile çocuk için 30.000.000.000 TL, anne ve … için ayrı ayrı
2006/16810-2007/1248
20.000.000.000 TL manevi tazminatın tahsilini istemişlerdir.
Davalılar, davacı … ilişkin muvafakat belgesini imzalamadığını, doğumdan önce sezeryan yapılmasına dair teklifide kabul etmediği gibi doğum esnasında vakum teklifinide kabul etmediklerini, olayda kusurlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, alınan Adli Tıp Kurumu raporları benimsenemek suretiyle, davacıların sezeryan ve vakum önerisini kabul etmedikleri ve davalıların olayda kusurunun bulumadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacalar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı …’ün davalı doktor …’in tedavisi sonucu hamile kaldığı ve davalı doktor tarafından diğer davalı şirkete bağlı hastahanede doğumun yapılması hususunda taraflar arasında anlaşma sağlandığı, 1.11.1998 tarihinde davacıların doğum için hastahaneye gittikleri ve davalı doktor tarafından doğumun gerçekleştirildiği, doğum sırasında bebeğin oksijensiz kalması(hipoksi) ve bebeğin rahim içinde sıkıntıda olması (fatal distreu) nedeniyle bebekte arızalar oluştuğu ve takiben hipoksi koşullarına ek olarak neontal sepsisin geliştiği ve bu nedenlerle çocukta fizik ve mental gerilik buluduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacılar, sezeryan olunması için anlaşmalarına rağmen davalı doktorun normal doğum yaptırması sonucu bu arazaların oluştuğunu iddia etmekte olup, davalılar ise davacı …’ün sezeryan ameliyatı olma teklifini reddettiği gibi, normal doğum esnasındada vakum önerisinide kabul etmediğini ve bu nedenle kusurlarının bulunmadığını savunmaktadırlar. Hemen belirtmek gerekirki dosya içinde bulunan Adli Tıp Kurumu raporlarında davalı doktorun sezeryan ameliyatı ve doğum esnasındada vakum önerisini davacıların kabul etmemesi nedeniyle davalıların kusurlu bulunmadıkları kabul edilmiş olup, bunun aksi durumda davalıların kusurlu olduklarının kabulü zorunludur. Dosya içinde bulunan 1.11.1998 tarihli muvafakat belgesinde, davacı … hastalığının tedavisinin davalı doktor tarafından yapılmasına, lüzum görülen cerrahi ameliyatlara ve bu ameliyat sırasında zuhur eden diğer arızaların ve ihtilafların fennizaruret görüldüğü takdirde cerrahi ameliyat yapılma suretiyle tedavisine muvafakat ettiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar bu belge davacı tarafından imzalanmayıp, davacı … … tarafından imzalanmış isede, davacıların artık bu belge ile cerrahi ameliyatta dahil olmak üzere tüm cerrahi ve tıbbi müdahaleler hususunda muvafakatlarinin olduğunun kabulü gerekir. Hal böle olunca bu durumun tersine tezahür eden, davacının sezeryan ve vakum
2006/16810-2007/1248
önerisini kabul etmediğinin de davalılar tarafından yazılı belgeyle ispatlanması gereklidir. Davalılar ise böyle bir yazılı belge sunmadıkları gibi, savunmalarını kanıtlayıcı yasal bir delilde ibraz etmiş değillerdir. Her ne kadar davalıların tanıkları davalıları doğrular şekide beyanda bulunmuş iselerde, bu konuda tanık dinleyemiyeceğinden beyanlarına itibar edilemez. Mahkemece davalıların olayın vuku bulmasında kusurlu oldukları kabul edilmek suretiyle davacıların taleplerinin değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edilene iadesine, 500 YTL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenemesine, 5.2.2007 gününde oyçokluğuyle karar verildi.
(Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin tadirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun BOZMA görüşüne katılmıyorum.